5 Şubat 2012 Pazar

"Bıyık"a Veda

Giriş : Bu yazı askere gitmeme 10 gün kala hazırlıklar esnasında kaleme alındı.Bu hazırlanmanın içinde tıraş olmak da vardı.Oysa ben bıyığı ile var olan bir adamdım ve varlığımı sarsacak bu olayı düşündükçe bunalıma giriyordum.İşte bu yazı o ruh haliyle yazılmıştı.



Ben seni 2000 yılının kışında tanıdım.Ortaokulun ikinci yılında.İlk görüşte aşk değildi bizimkisi.Seni ilk gördüğümde hiç de sevmemiştim.Zaten o dönem derdim başımdan aşkındı.Mesela…

Sesim benim sesim değildi.İçimde benden gayri bir ben var gibiydi. Konuşurken yabancı biri bir şey anlatıyormuş gibi dinliyordum kendimi.Bu yetmezmiş gibi 13 yıllık sesim inisiyatifi ele almış konuşmanın abuk sabuk yerlerinde uç notalara kayıp tiz ve komik bir hal alıyordu.Hayat şizofrenik, ürkütücü bir hal almıştı.


İşte ben seni böyle bir zamanda tanıdım sevgili bıyığım.Benimki ilk görüşte aşk değildi.Uyuz olmuştum cılız ve biçimsiz görüntüne.Ne kadar da çirkindin.Senden kurtulmak için çok çabaladım.Kapatıcı benzeri şeyler sürmek, cımbızla almak, sakız yapıştırıp hızlıca çekmek gibi denediğim bir çok yöntem sonunda en mantıklısının makasla kesmek olduğuna karar verdim.O yıllar jilet kullanmaya karşı “bir kere vurursan orman olur” gibi içimde korku uyandıran bir yargıya sahiptim.Bu yüzden makas en mantıklı tercih oldu.

Her neyse yıllar senin bende var olmaya çabalaman ve benim de buna izin vermememle geçti.Bu sırada lise bitti üniversite başladı.O dönemler her ergen birey için dünyaya karşı duruş yıllarıdır.

Her yeniyetme üniversitelinin bir duruşu vardı.Benim de her nedense çirkin olma gibi bir karşı duruşum vardı. “Uzatırım işte saçlarımı, bir kere de taramam!Hem alnım üzerine düşen saçlarımla böyle güzel!Bu yüzden bir sürü sivilcem çıkmış hiç umurumda değil! Beni seven böyle sevsin!” duruşumu

“ lan beni seven diyorum?böyle sevsin diyorum?bi baksanıza.lütfen… “ bunalımında yitirdim.Artık imaj değişikliği için yeterince dibe vurmuştum.

İşte bıyık suya düşen yılana sarılır misali sana dönüşüm böyle gerçekleşti.Belki de büyük aşkların nefretle başladığını söyleyen o söz doğruydu.Üniversitenin 2. yılında seni bıraktığım gün gelen olumlu tepkilerden beri benimlesin.Yaklaşık 6 yıldır seninle ayrılmaz bir ikili olduk.Genelde top sakalı da aldık aramıza.Ama baş başa kaldığımız anlar olmadı da değil.

Bıyık!

Ben senin yanlardan aşağıya sarkan duruşunu sevdim.Ben senin içtiğim ayrana bulaşmanı sevdim.Türkülere konu oluşunu…Ben senin bıyığında bir şey kalmış bahanesiyle bana dokunan sevgilime verdiğin bahaneyi sevdim.Bıyık!
Seni özleyeceğim.

Ama artık ayrılmamız gerekiyor.Mecburum.Asker olacağım 2 hafta sonra.Oradakiler seni istemiyor.Keşke bıyıklar da askere gidebilseydi.Ama sizi askere almıyorlar.Mecburum arkamda bırakmaya…

Ancak bir gün döneceğim.Benim için sen dudağımın hemen üstünde olmasa da gözeneklerimde kök olarak her zaman var olacaksın.Ve bir gün geri döndüğümde tekrar bir araya geleceğiz.O zamana kadar…

Hoşçakal bıyık...

uğur salkım
29.08.2011

0 Kuş Sesleri: