16 Şubat 2012 Perşembe

Mıntıkanın da Yaprağının da...

Komutanın emri üzerine küfrederek yaprakları süpürmeye başladım.Ceviz ağacı yaprağının kaynanasıyla, dut ağacı yaprağının da ebe hanım teyzesiyle haşır neşir oldum.Diğer tanımadığım ağaçlarla da akraba olacak kadar samimiyeti ilerlettim.Kereste komutanlarım da bundan nasibini aldı.Hatta rüzgar da.


En gıcık olduğum oydu zaten.Ben süpürürdüm o dururdu ben süpürürdüm o dururdu.Tam işim bitti derken bir esmek ki bir esmek!Sanarsın balkan harbi çıktı!Ona da verir veriştirirdim.Ne yüksek basınç merkezi kalırdı ne siklonu ne de hortumu...

Geçen işte yine aynı.Ben süpürüyorum onda tık yok.Süpürüyorum tık yok.Tam işim bitti aldım elime fırçayı gidiyorum... Zannedersin jet motoru!Bir esmek ki bir esmek!Dağıttı yine bütün yaprakları onun bunun rüzgarı!
Saydırdım arkasından saydırmasına da toplamak lazımdı yine dökülen yaprakları.Aldım fırçayı elime döndüm geri.Tam süpürecektim pırrrr dedi uçtu gitti ağaca."Allah allah" dedim şaşırarak.Biraz ötedeki öbeğe doğru hamle yaptım.Pırr dedi 2'ncisi de uçtu, kondu ağaca.
Kızdım.Bir de bu gevşek, dalgacı yapraklarla mı uğraşacaktım?Salladım fırçayı "ya Allah!" diye.

Kocaman bir "PIRRRRR!!"

Yaprak maprak kalmadı yerde.Hepsi tekrar ağaçta."Aferin" dedim "aferin işte böyle." "Bir daha da sakın dökülmeyin yere." Titrediler tamam der gibi.

Tam o anda esen hafif rüzgarın önüne kattığı 3 küçük serçe affallamış, çarpı işareti gibi olmuş şaşı gözlerle topuğumun dibinden çalı toparlağı gibi yuvarlanarak geçerken sözümü dinletmenin verdiği zafer duygusuyla onları farketmedim.
Fırçamı elime aldım ve gittim.

koza-uğur s.

2 Kuş Sesleri:

İlginç bir hikayeydi..
Onun bunun rüzgarını okuyunca kahkaha attım.

ilginç olduğu kadar gerçek de:)en azından bir kısmı.
ama eğlenmenize sevindim.umarım tekrar uğrarsınız buralara