27 Şubat 2012 Pazartesi

Poğaça, Kediler ve Ben

Sabahın köründe -alarmı kurduğum saatten 1 saat önce- uyanıp da karşılaştığım manzara, bu yazıyı yazmamdaki baş etkendir.Zaten gecenin 3’ünde yattım.Biraz insaf bana…

Dediğim gibi bu sabah alarm çalmadan kalktım.Uyuklama sürecini hızla aşıp yataktan kalkmama yol açansa Cotton Pezo’yu dolabın tepesine doğru tırmanırken görmem oldu.Hemen kalkıp Cotton’u dolabın tepesinden indirip tekrar yatacaktım ki odamın her yerinde -sağlam halde dolabın tepesinde olması gereken- saçılmış didiklenmiş , parçalanmış poğaça yığınları görmem bu düşüncemi bir çırpıda yok etti.
Anakin Skywalker
Bir anda Anakin Skywalker – episode III oldum.Gözlerimden öfke kıvılcımları çıkararak Cotton’u ensesinden tuttuğum gibi aşağıya indirdim.İndirirken 2 de kafasına indirdim.Tabi bu baba şefkatiyle yumuşak olmuştu.Bu yüzden de öfkem hala sönmemişti.Bir de üstüne üstlük sanki oyun yapıyormuşum gibi az ileri gidip yere yatmaz mı!?Karanlık taraf beni kendine çekiyordu.
Cotton Pezo daha dolap tepelerine çıkamayacak kadar küçükken ve
Edibe ile birlikte halıya pislediklerinden hemen sonra saklandıklarını sanarken.
Bir yandan sakin olmaya çalışıyor bir yandan da yerlere saçılmış poğaça parçalarını görüp daha da sinirleniyordum.Neyse ki aynı poşetteki çok sevdiğim acıbadem kurabiyesi ilgilerini çekmemişti.Bu son nokta olabilir ve internette kedili Asya yemekleri araştırması yapabilirdim.Ama neyseki bu olmamış ve ona dokunmamışlardı.

Bu parça pinçik edilmeden önceki poğaça
Bu da ilgilerini çekmeyen acıbadem kurabiyem











Bu arada Edibe dikkatimi çekti.Olay yerinde yakalandığı için dayağı Cotton yemişti.Edibe’nin hiç mi suçu yoktu?Tamam o poşeti dolabın tepesinden indiren Cotton’du.Ama eminim parçalama kısmında Edibe de altta kalmamış , en az Cotton kadar aktif olmuştu.Çifte standart yapamazdım.Ayak altında dolanan Edibe’yi de enseden sıkıştırıp poposuna 2 tane şaplak indirdim.

Edibe'nin yaramazlık yapamayacak kadar küçük olduğu,
hatta orta boy bir kolide Cotton ile birlikte yaşayabilecek kadar küçük olduğu zamanlar.
Sinirim hala geçmiş değildi.Zaten 5dk olmuş ya da olmamıştır bu anlattıklarım gerçekleştiğinde.
Kapının arkasındaki turuncu ve derin kovayı açtım, içindeki poşeti çıkardım ve ikisini de acı miyavlamalarıyla birlikte o kovaya koyup kapağını kapattım.Orada 5 saat kalsınlar da akılları başlarına gelsin diye… deseydim herhalde benden nefret ederdiniz.Büyük ihtimal sinirim yatıştığında ben de kendimden nefret ederdim.Ama tabi ki olay böyle olmadı.
Kapının arkasındaki turuncu ve derin kovayı açtım, içindeki poşeti çıkardım ve ikisine yetecek kadar mamayı mama kaplarına koydum.Doğruca mamanın başına üşüştüler.Gittim bir poşet buldum.Büyük poğaça parçalarını ve çer çöpü içine attım.Sonra da gidip korkulu rüyaları olan elektrik süpürgesini(Edibe pek korkmasa da Cotton fena tırsıyordu) aldım.Sesimi çıkarmadan, kötü kaderimi kabullenip yavaş yavaş tüm kırıntıları süpürdüm.Artık ne uykum kalmıştı ne de isteğim.Ben de bir yazı yazmaya karar verdim.
...........
Yemek sonrası yatış


koza-uğur s.

4 Kuş Sesleri:

Çok yaramazlarmış ama bir o kadar da şekerler...:)))

Merhabalar,

Günlüğünüzü beğendim. Kediler gerçekten çok şeker hayvanlar. Çok önceleri baba ocağında iken müstakil ve bahçeli evimizde devamlı bir kedimiz olurdu. Hele o yavruladığında o yavrularla birlikte oyunlar oynayıp onları seyretmeye hiç doyum olmazdı.

Kedi bu, elbette yaramazlıkları da olacak! Gülü seven dikenine katlanırmış...

Selam ve dualarımla.

Teşekkürler ziyaretiniz için.

adsız'a: yaramazlık konusunda daha bu ne ki?:) ama o sevilesi bakışlarıyla kandırıp da unutturuyorlar yaramazlıklarını bir şekilde.

Recep Altun'a: Bir kedi iyidir ama 2 kedi çok daha iyidir.Ben de onlarla oynamayı sevdiğim kadar onların da birbirleriyle oynamasını izlemeyi seviyordum.