20 Temmuz 2012 Cuma

Duş - Düştükten Sonra

Gözlerini açtığında etrafında kırmızı, koyu bir sıvının biriktiğini gördü. Oradan hemen kalkmazsa üstüne bulaşacaktı. Böyle düşündü. Kalkmaya çalıştı. Boynunu birazcık kıpırdatabileceğinden daha fazlasını hissetmiyordu kaslarında. Kalkamadı. Gözlerindeki buğu yavaş bir şekilde çözüldükçe acısı artıyor, gitgide dayanılmaz bir hal alıyordu. Sanki milyonlarca böcek küçük kıskaçlarıyla kıstırıyordu çıplak tenini. Canı çok yanıyordu. Dünya sabit duruşunu yitirmişti.
Tüm bu sarsıntılı anda bilincini yitirmek üzereyken sağ tarafında hareket eden bir şey dikkatini çekti ve o anda her şey o şeyin etrafında sabitlendi. Yerden kalkmayı beceremese de kafasını tüm kaslarını zorlayarak sağa doğru çevirmeyi başardı. Dikkatini çeken şey banyonun zemininde dolaşan küçük bir karıncaydı. Ona doğru geliyordu ama doğrudan doğruya değil. Karıncalara has garip bir rota izliyordu. En sonunda zemine yayılan kırmızı sıvının sınırına geldiğinde keskin kıskaçlarını o sıvıya değdirdi. Arkasında,uzakta başka karıncalar da belirdi. Onlar da o garip rotayı izleyerek kırmızı sıvının sınırına geldiler ve uzun kıskaçlarını kırmızı sıvıya değdirdiler.
Tok bir vızıltı duydu. Boynunu çeviremeyerek yalnızca gözlerini çevirdi vızıltının geldiği yere. Simsiyah ve upuzun kılları olan kara bir sinek uçuyordu havada. Kıllarının arasında konduğu yerlerden ya da belki de bir önceki yemeğinden bulaşan pislikler vardı. Giderek alçaldı ve kırmızı sıvının üzerine kondu.
Bir süre bir şey olmadı. Sonra yavaş yavaş hareketlenme olmaya başladı. Kırmızı sıvı sineğin konduğu yerden dışa doğru koyulaşmaya ve mat bir renk almaya başladı. Üzerinde kalın kirli sarımsı taneler belirdi. Taneler lastik gibi incelerek uzadı. Uzayan taneler hareket etmeye başladı. İğrenç bir ritimde hareket ediyorlardı. Acı çeker gibi ama arsızca. Koyu kırmızının üzerinde minik salınımlar yarattılar. Sonra birden cüsselerine göre hızla ama yavaşça ilerlemeye başladılar. Ona doğru geliyorlardı. Şimdiye kadar yalnızca izleyici olduğunu düşünürken bir anda öyle olmadığını anlamak korkutucuydu. Kalkmaya çalıştı. Beceremedi. Gittikçe yaklaşıyorlardı. Çizgi şeklinde ağızlarındaki keskin dişlerini görebiliyordu. Bu durumun imkansızlığını sorgulayamayacak kadar hızlı çarpıyordu kalbi. Yapması gereken ilk iş yattığı yerden kalkmaktı. Düşünme işini daha sonra da yapabilirdi.
Sayılarının ne zaman arttığını bilmediği kara sinekler üzerine konmaya başladı. Üzerine doğru gelen kurtçuklarla arasındaki mesafeyi kontrol ederken sineklerin üzerine konmasını umursamıyor gibiydi. Artık çok yaklaşmışlardı. En öndeki kurtçuğun alnına değmesine bir saniye kala son bir deneme yaptı ve hissettiği o korkunç acıyla birlikte başarısız oldu. O anda yumuşak ve soğuk bir şey hissetti teninde. Birden hızla kalktı yattığı yerden. Kalktığı anda acı kesildi, gözlerinde donuk bir bakış belirdi, hareketleri mekanikleşti. Başını geriye doğru çevirdi. Aşağıda, yerde hareketsiz bir şekilde yatıyordu bedeni. Kan başının etrafında küçük bir birikinti oluşturmuş orada kurumuştu. Başının altından üstlere doğru kaynayan böcekler o iğrenç ritimleriyle hareket ediyorlardı. Böceklerin tiz çığlıkları, üzerinde uçuşan kara sineklerin boğuk vızıltılarıyla karışıyordu.
Solmuştu teninin rengi. Döndü. Yavaş hareketlerle duşa girdi. Hala akan suyun altına...
Tek bir noktaya takıldı gözleri. Yavaşça sardı etrafını buhar ve yavaşça çözüldü. Çözülen buharla birlikte çözüldü. Karanlıktı artık her yer.

0 Kuş Sesleri: