10 Ağustos 2012 Cuma

38 Ölüm Hİkayesİ

Öldürme iç güdüsünün ağızdan tek bir kelimede çıkan açıklamasıydı: Aşk. 

Bir vampirle bir insanın sevişmesi gibiydi. Vampir olan bendim. Onları -tenini soğuttuğum her insanı- sevmiştim. Aslında bu sevmekten öte bir şeydi. Diğer hiçbir canlıda hissetmediğim bir çekimdi. Bu öyle bir çekimdi ki onları tüm varlıklarıyla arzuluyordum. Kendimden uzak , kendimi onlardan uzak tutamıyordum. Kokuları, vücut salınımları, ses tonları, vücutlarının herhangi bir yerindeki belli belirsiz seğirmeler ve taşıdıkları her bir nitelik inanılmaz bir bağ yaratıyordu aramızda. Ve engel olamıyordum kendime en sonunda sıra canlarını almaya geldiğinde.

Onlara, bedenlerinin her parçasına aşık oluyordum. Kalplerini istemiyordum yalnızca; kalplerinin içindekini de istiyordum. O sıcak sıvıyı hissetmek, tatmak ve koklamak istiyordum. Oynamak istiyordum onunla. Göğsüne yatmak , o ıslak ve sıcak elleriyle saçlarıma yapışmışken uyumak istiyordum. 

Karanlık çöktüğünde rüyalarımda, gün ışıdığında hayallerimde yer alıyorlardı. Onlara yaklaştığımı, tenlerine temas ettiğimi, vücutlarında açılan yerleri, süzülen kanı ve hatta gözlerindeki sesleri bile görüyordum. Aldığım hazzı hissediyordum. Heyecanlı ruh halim sakinleşmiyordu o son sevişmeye kadar. 

Şimdi anlıyorum tüm o kitapları okumamın ve filmleri izlememin nedenlerini. Hepsi beni ben olacağım güne götürüyordu. Ben olacağım gün bir seri katil olacağım aklıma gelmemişti. Ama bu wikipedia ya da başka bir sözlükten baktığınız zaman hakkımda yapılabilinecek bir tanımlama. Yoksa ben kendimi seri katilden ziyade tutkulu bir adam olarak görüyorum. Farklı hissediyorum. Tabi tabi herkes kendine göre farklıdır zaten… Ama benim farklılığım farklılıklar kısmına göre de biraz aykırı. Aşk anlayışım… Aşk anlayışım tüketiyor. Ölümden bile alamayacağım o hazzı aşık olduğum insandan alıyorum ve sonucunda o bitiyor.

...

İlki en zoruydu. Hani şu orta okul aşkları gibi. O yaşta değildi elbette. Yalnızca o yaştaki bir çocuğun yaşıtına açılması gibi bir şeydi. Çok sıkıntılıydı. Açılmak, kendini ifade etmek, reddedilme korkusu, kelimeleri toparlayamamak, titremek, bunu saklamaya çalışmak, sesindeki titreyişin seni ele vermesi… Bu ilk aşama.

İkinci ve esas aşamada ise sivri cisime elimin gitmeyişi, zorlanarak elime alabilmem, son anda göz göze gelmemiz, dudaklarımla dudaklarına yapışmam, bu sırada hamlemi yapmam, derinin zorlandığını ama yırtamadığımı hissetmem ve çok daha şiddetli ittirmem, ani bir sarsılış kollarımın arasında, ağzından çıkıp ağzımda kaybolan sesler, elimden damlayan koyu sıcak sıvı…

Ama bir kez kendini ona emanet ettiğinde –ki bu karşılıklı bir şey- her şey o kadar güzel oluyor ki… Parçalar yerine oturana dek zor gözüken bir puzzle gibi olduğunu fark ediyorsun.

Önce-flört esnasında- beceriksizce parçaları uydurma çabası, gerginlik, başarısızlık ve bu denemelerden sonra ustaca doğru açıları bulma, uygun şekilde yaklaştırma, rahatlama, kabullenme. Vücudun karşı tene değen her bir santiminin onu kendinden bir parça sanması, bütünleşme. Kusursuz bir uyum. Sıcak ve ıslak…

Belirtmeliyim ki çoğu ilişkinin aksine hızlı hareketler değil beni zirveye taşıyan -tek başına hiçbir zaman yeterli olmuyor- ben kanı arzuluyorum. Onunla bir bütün olmayı, canını almayı arzuluyorum. Bundan öncesini değersiz görmüyorum yalnızca bir bütünün dışlanamaz ama daha az önemli bir parçası olarak görüyorum.

Hazır hale geldiğimizde ben önceden belli olan yönteme göre hareket ediyor ve -bu yalnızca birkaç kez doğaçlamaya bırakıldı- doruk noktasına ulaşmadan hemen önce kanının sıcaklığını hissediyorum. Ve ondan sonrası zamanı geldiğinde ölümümden bile alamayacağım bir haz anı. Sabaha kadar yanı başında yatıp o geceyi tekrar tekrar kafamda yaşıyorum. Her anı hatırlıyorum. Hatırlamak değil bu hissetmek aynı zamanda. Bunu siz yaşamadan bilemezsiniz.

Bunları anlatmak bu sabah yolun karşısında gördüğüm kısa saçları da dahil kıyafetleriyle makyajıyla baştan aşağıya siyahlar içinde metalci görünümlü kızı getirdi aklıma. Bir tek kırmızı bilekliği farklı bir renkteydi. Dikkatimi de o çekmişti zaten. Bir süreliğine ailemin yanına gelmiştim. Geldiğimin 2. günü gördüm onu. Sanırım buraya yeni taşındılar. Daha önce görmemiştim. Tatlı bir gülümseyişi var. Tıpkı ilk aşık olduğum kızdaki gibi. Sanırım bu yaz tahminimden daha uzun bir süre buralarda olacağım.

Bunları size anlatmaya karar verdim çünkü beni yanlış anlamanızı istemem. Hayatta tek bir aşk olur inancı koskoca bir yalan. Ben hepsini çok sevdim. Ama aynı zaman diliminde yalnızca 1 tane aşk olur ve ben buna inanıyorum. Çünkü duygular tek bir yöne yönelmelidir. Aşk o zaman aşktır.

Neyse aslında insanlar özel ilişkilerini anlatmamalı ama şu an biraz yalnızlık çekiyorum ve bu yüzden size 38 ölüm hikayemi anlatacağım. Teker teker…

uğur s.

0 Kuş Sesleri: