22 Ekim 2012 Pazartesi

Günler - 31/05

Bugün annemle tartıştık. Benim herhangi kesin bir planımın olmamasından dolayı kaygılı gördüm onu. Daha doğrusu gayet net bir şekilde gösterdi. Bir çok hareketimi amaçsız buldu, saçma sapan şeyler yaptığımı öne sürdü. Yani bu kadar fazla genelleme yapmadı tabi de genel olarak kendine bir amaç edinemedin halaya getirdi lafı. Paraşütle atlama isteğimi, çektiğim kısa filmi ya da fotoğrafların üzerinde gerçekleştirdiğim fotoşop çalışmalarını saçma bulduğunu söyledi. Onların bana bir şey kazandırmadığını söyledi.

Yapılan eylemin somut bir şeyler kazandırması gerektiğinin düşünülmesi çok saçma bence. Her cümleden bir sonuç çıkarmak gibi bir şey bu. İlla nokta koyma çabası. Ben 3 nokta insanıyım anne. Sonunu çok önceden belirlediğim kurgular yapamıyorum. Hem bu bana haz da vermiyor. Önce onun heyecanını yaşıyorum , sonra hayatı…

Neden serbestçe var oldurmaya çalıştığımız hayatımızı belli bir kalıba sokmamızı istiyorsun? Neden belirli formlarda düşünüyorsun? O formlar hayatımızı yaşamamızı engelliyor anne. Bir çok şey istiyorlar. Bizden zamanımızın üçte birini alıyorlar en hafifletilmiş şekilde anne. Gerisi yetmiyor. Bize kalan 5-6 saat. Ve onu da çok görenler oluyor. Ama böyle yaşanmıyor ki…

Belki hayatında gönül rahatlığıyla birkaç kere izleyebileceğin bir televizyon alıyorsun kendine para kazanarak. Belki güzel bir evin oluyor akşamları uyumana yetecek kadar. Belki zengin bir hayatın oluyor. Ama zamanın olmadıktan sonra anlamı ne? Şu dünyada en büyük zenginlik zaman anne. Peki o nerede bu çalışma düzeninde? Bizden yalnızca emeğimizi almıyorlar anne. Hayatımızın üçte birlik payı da onlarda. Hatta çoğu zaman daha fazlası.

Modern köle olmayacağım ben anne. Bir yolu değil bir çok yolu olmalı bunun. Yalnızca kafaya koymak gerek. İşte diyorsun ya bana bir işe kafanı koyup yapmıyorsun diye, bak işte yapıyorum. Köle olmadan da istediklerime sahip olabileceğimi bilmelisin. Ve bunu yapacağım.

Bugün senden bahsetmek istiyordum güzel kız. Son 2-3 haftadır seninle olan ilişkimizden bahsetmek istiyordum. Bu süre zarfında çok az görüştük, çok az konuştuk. Farklı yollardan ilerliyor gibiyiz değil mi? Ama hayır, bakıyorum da aynı yol olmasa da yan yana iki yoldan gidiyoruz. Ve hala kopamadık birbirimizden. Ağaçların seyrekleştiği yerler en güzel anlarım oluyor. Seninle göz göze geldiğimiz anlar. Hala beni sevdiğini hala seni sevdiğimi görebildiğim anlar. Ve sonra ayrılıyor gözler. İlk önce seninki… Gidiyoruz yine yolumuzda.

0 Kuş Sesleri: