2 Şubat 2013 Cumartesi

MART'I BEKLEYEMEDİNİZ Mİ LAN!

Bu günlerde oldukça önemli bir misyon yüklenmiş bulunmaktayım. İki adet dişi kedimin namısı benim ellerimde. Sinirlerim bir yay gibi gergin ve algılarım gökyüzünde ava çıkmış kartalı fark eden bir gelincik kadar açık. Her sese, her harekete karşı aşırı duyarlıyım. Belki biraz uyumalıyım. Her neyse mevzuya dönüyorum. Mevzu için alt satırdan devam edin.

***

2 kedimle küçük ama sıcak odamızda mutlu mesut yaşıyorduk. Kah halıya pisliyorlardı kah dayak yiyorlardı; kah eşyaları raftan aşağıya atıyorlardı kah dayak yiyorlardı; kah tişörtümü yırtıyordu itioğlu itler dicem ağır olacak onlar için kah yine dayak yiyorlardı. Siz de fark etmişsinizdir ki “kah”ın bir tarafı oldukça değişkenken bir tarafı sabitliğini koruyor. Aranızda kötü bakanlar görüyorum. Ne yapsaydım ben de gidip en sevdikleri, yattıkları yere mi pisleseydim? Hayır, düşünmedim değil de biri ayak ucumda biri de göğsümde yanımda falan yatıyor. Yani ne edersem kendime.

Dişi kedilerimin farkına varan
erkek kedilerin temsili fotoğrafı
Neyse velhasıl biz böyle gül gibi geçinip giderken aylardan şubat oldu. Aslında tam olmadı ama olacak. Dışarıdan nasıl tanımlasam bunu(edebiyatımın yetersiz kaldığı nokta) işte böyle erkek kedilerin kur yaparken çıkardığı sesler gelmeye başladı. Dedim ki şimdi sıçtık. Bu orkların Mordor kapısına dayanması gibi bir şeydi. Bir evde 2 tane dişi kedi varsa ve cam her daim açıksa o evin geleni gideni çok olur.


Camın açık olmasına da açıklık getireyim. Ben kedileri özgür bırakan güruhtanım. Gezsinler tozsunlar ve dışarıdaki kum kabına etsinler düşünce yapısındayım. Bu son söylediğim önemli. Önemli çünkü eğer kum kapları dışarıda olmasaydı camı kapayarak erkek kedi istilasından kurtulabilirdim. Ama bu mümkün değildi. Ve o kediler mutlaka gelecekti. Ve geldiler.

Bir gün işten çıkmış eve gelmişken odamdaki kokuyu fark ettim. Yıllardır kedilerle haşır neşir olduğum için koku oldukça tanıdıktı. Erkek bir kedi muhtemelen cama yakın bir yerlere koku bırakarak burası benim manitaların evi yaklaşanı çizerim manasında konuşmuştu. Ulan hem de benim evimde benim kedilerim hakkında. Dedim hele bir ben buradayken gel. Bak bakalım kim kimi çiziyormuş.

Sonra başka bir gün odaya bir girdim Mambo koltuğun altında saklanıyor. Ne oluyor derken hızla cama doğru koşan siyah beyaz bir kedi gördüm. Kısa süre içinde kayboldu ama plakasını aldım hele bir daha gelsindi.

Sonra bir diğer gün vauuu diye sesler çıkararak gelen tüyleri uzun kedi. Pisst pist dedim biraz kaçtı ama uzaklaşmadı. Odamda her daim bulundurduğum sıpıtacak nesnelerden birini alıp sıpıtır gibi yaptım kaçtı. Kaçmasaydı görüşecektik onunla.

Yalnız geçen akşam ben yatarken kulağıma hoş olmayan sesler çalındı. Kalktım baktım Biçimsiz odada yok. Bir süre pencereden etrafı taradım hiçbir şey göremedim. Sesler hala gelmeye devam ederken barıma taş basıp tekrar yattım. Ama hele bir eve dönsündü. Kıracaktım bacaklarını.

Aklımdan geçen sahnelerin temsili fotoğrafı

Anlamıyorsunuz! Kedilerimin namısı benim elimde. Ben orada burada laf söylettirmem kedilerime senin kızlar öyle böyle oldu diye. Arkadaş varsa birine gönlü getirsin tanıştırsın benimle. Ama yok illa renk renk kedi doğuracak başıma. Sonra taşınmak zorunda kalacağız mahalleden.

Yazıklar olsun size, yazıklar olsun…

0 Kuş Sesleri: