17 Mayıs 2013 Cuma

BEKLEMEK

Her sabah böyle başlamadı. Ama zaman bir çok şeyi değiştirebiliyor. Her şeyin gökyüzü gibi gri olması belli bir zaman alıyor. Bir gün uyandığında fark ediyorsun ki artık her şey rengini yitirmiş. İnsan umutları da tıpkı bir  çöl bitkisi gibi çok az suyla canlı kalabilir ama su olmazsa sararır, kurur. Ve sonra... Yok olur.

Nefretle kabullendiği alarmının sesiyle uyanıyor. Alarmı kapattığında onun dışında kimsenin duymadığı bir şarkı başlıyor.



Boğazı kurumuş. Yataktan kalkıp şifoniyerin üstündeki pet şişeye uzanıyor. Boğazını rahatlatan, boş midesini rahatsız eden sudan 2 büyük yudum alıyor. Kapağını kapatıp aldığı yere koyuyor. Bir süre çıplak ayaklarını soğuk parkeye bastırarak yatakta oturuyor. Rüyalarında kaybettiği bilincinin geri gelmesini bekliyor. Gözleri her zamankinden daha boş, çıplak ayaklarına bakıyor. Bir süre sonra, soğuktan kanı çekilen pembeleşmiş ayak parmaklarına bakmaktan sıkıldığında, yataktan kalkıyor. Hafifçe gıcırdayan eski kapıyı açıp odasından çıkarken buğulu penceresinin ardındaki çıkıntıda son ekmek kırıntısını yiyen serçe de uçup gidiyor. Aşağıya iniyor, dış kapının kilidini iki kere çevirerek açıyor. Ayağına dışarıda giydikleri gri terlikleri giyerek dışarı çıkıyor. Güneş doğmuş ama karanlık bulutların ardında. Hafif bir rüzgar esiyor. Ne soğuk ne sıcak. Ağaçlardan düşmüş yapraklar kaldırımın kenarında ve çimenlerde birikmiş. Sokakta kimse yok. Ve hiç bir ses yok. Her şey yoğun bir griliğin ardında kalmış. Ev duvarına bitişik posta kutusuna gidiyor. Metal kapağını her şeyin grileşmediği zamanlar açtığı heyecanla açmıyor. Ama yine de açıyor.
...
Boş posta kutusunun altındaki merdivenlere oturuyor. Cebini yoklayıp aşağıya inerken babasının paketinden aldığı sigarasını ve çakmağı buluyor. Sigarasından derin bir nefes çekerek dumanını havaya salıyor. O kadar derin çekiyor ki saldığı dumanla birlikte sis çöküyor. O kadar yoğun bir sis ki 10 metre ilerisini göremiyor. 10 saniyede bir dudağına götürdüğü sağ eli dışında oturduğu yerde hareketsizce sisin kalbine bakıyor. Uzun saçlarıyla ince bir karaltı görüyor. Hareketsizce oturmaya devam ediyor. Karaltı da sanki onu izliyor gibi bir süre sabit duruyor. Sigarasının koru izmaritine yaklaşıyor. Karaltı yavaşça hareket ederek sisin içine ilerliyor. Sigarasının izmaritini beton merdivenin yanına bastırıyor. Sis çöktüğü gibi hızla dağılıyor. Oturduğu yerden kalkıyor. Posta kutusunun kapağını kapatıyor. Söndürdüğü sigarasının izmaritini yan bahçeye fırlatıyor. Dış kapının kilidini yarım çevirişle açıyor. Ayağındaki gri terlikleri çıkararak içeri giriyor. Kapıyı ardından çekerek anahtarı iki kere döndürüyor. Üst kata çıkıyor. Odasının kapısını ardından gıcırdayarak kapatıyor. Şifoniyerin ilk çekmecesini açarak beyaz bir poşet alıyor. Yatağının yanından geçerek penceresini açıyor. Beyaz poşetin içindeki bayat ekmekten bir kaç parça kopararak pencerenin çıkıntısına ufalıyor. Fazla kalan ekmeği poşetin içine koyduktan sonra pencereyi kapatıyor. Şifoniyerin ilk çekmecesini açıp poşeti içine koyuyor ve yerine sürüyor. Yatağına gidiyor. Pikeyi aralayıp içine giriyor. Gözlerini yumuyor. Kafasındaki müzik çalmaya devam ediyor.

0 Kuş Sesleri: