8 Temmuz 2013 Pazartesi

Adres: Hayal Ap. K:3 D:11

Evden çıkmama 1 saat 30 dakika var. Saat 6:33. Badlands’i izledim az önce. Oyunculukların zayıf olduğunu hatırlamıyordum ama bu sefer zayıf gözüktü. Bu filmin aklıma takılı kalmasının nedeni ise… Neyse bunlardan bahsederek canını sıkmak istemiyorum.
Şimdi uyuyorsun değil mi? Bugün erkenden kalkıp bilet almana gerek yok. Bunu 1 hafta sonra yapacaksın. Şimdi ise uyuyorsun. Sade bir uyuyorsun çünkü nasıl uyuduğunu bilmiyorum. Hiç görmedim. Görenler var elbet. Onlarla da tanışmadım. Seni hiç görmedim. Yanında bulunmadım. Kokunu bilmiyorum, tenin ne kadar sıcak bilmiyorum. Ama seni düşünebiliyorum. 454 km uzaktan bunu başarabiliyorum. Ancak bunu başarabiliyorum. Uykunda aniden irkilip biraz daha sokuluyor musun yorganın altına? Neyse ki yorganın altı. Başka birinin sıcaklığı olduğunu düşünmek hoş olmazdı. Başka birinin olup olmadığını sormadım. Olduğu cevabını almak da hoş olmazdı.
Yine oyun mu oynuyorum? Yoksa sen de bana eşlik mi ediyorsun? Senden hoşlandığımı sana sezdirmek hoşuma gidiyor. Ama söylemiyorum. Ağzımdan bunu duyacağın günü, öyle bir gün olacaksa tabi, geciktirmekten haz duyuyorum. Sen de farkında mısın bunun?
Bu yazıyı okuyup okumayacağını bilmiyorum. Bir şey diyecek misin bilmiyorum. Ama gerçek ortada dururken… O orada durabilir. Acelemiz yok değil mi? Benim olmadan da beni mutlu edebiliyorsun.
Bunları açıklarken mızıkmış gibi mi oluyorum? Aslında topladığımız yapraklar para değil, şu yer gibi yaptığımız köfteler bildiğin çamur mu demiş oluyorum? Oynamaya devam etmeyecek misin? Hadi ama bunları yazmış olmam sana söylediğim anlamına gelmez. Belki 1 hafta sonra bilet almak için erkenden kalkacak başka bir kız vardır. Hemen de üstüne alındın.
Az önce acelemiz yok derken şüpheye düştüm. Ne dersin sence başka birileri çıkar mı karşımıza? Yavaş yavaş azalır mı konuşmalarımız?
Bunları düşünmek istemiyorum. Hepsi yanlış hareket etmeme yol açıyor. Seninle keyifliyim. Tek sorun kollarımın 454 km olmaması. Öyle olsaydı bile parmak ucumla dokunabilirdim. Ama ben seni sarmak istiyorum. Çünkü sen beni sarıyorsun. Yavaş yavaş daha fazla adım atıyorsun içimde bir yerlere.
Gülüşün fotoğraflardan bile rahatlatıyor beni. Tüm sıkıntılarımı göğsüne yaslayabileceğimi hissettiriyor seni bir kurtarıcı olarak görmeksizin. Sanki yanında huzuru bulabilirim gibi geliyor. Yanlış anlama sana bir misyon yüklemiyorum. Yazın sıcağında ağaç gölgesi altında uzanıp rüzgarın otları çalarken çıkardığı sesi dinleyip beyaz bulutlu mavi gökyüzünü seyrederken o ağaca ya da gökyüzüne bir misyon mu yüklemiş oluyorum?
Hava aydınlanıyor. Eşyalarımı toplayıp yola çıkmam gerek. Diyeceklerim bu kadar değil. Diyeceğim çok şey var, belki sonra. Uyandığında aklına ilk gelen ben olursam bu enerji olayını çözmüşüm demektir. Neyse kalkamıyorum başından. Görüşürüz.

0 Kuş Sesleri: