7 Ağustos 2013 Çarşamba

YAZIN ÜZERİNE

Bir Jack London olmak için doğru zamanda ve doğru yerde yaşamak gerek. Misal köpekten iyi anlarım deyip de 1800'lerin sonunda yaşıyorsan iş yaparsın. Hele bir de altın peşine düştüysen. Çok öykü çıkar. Ama şimdi köpekten anlamak pek bir işe yaramıyor. Arkadaşlarının el rehberi olmaktan öteye gidemiyorsun. Bizim köpeğin dişi çok kaşınıyor ne yapsak ki? Bu değil lanet olsun, bu değil, bu da değil.
Çağımızın değer yargılarını okumaya çalışıyorum. Ancak o kadar çok kelime var ki kafam karışıyor. Güzellemeye karşı değilim yanlış anlaşılmasın. Ama karmaşıklığın küstahlığındansa doğallığın küstahlığını daha çok seviyorum. Tak tak tak söylersin olur biter. Herkesin anlıyor oluşu sizin için bir düşüklük mü? Hem zaten sen ne yazarsan yaz onun anladığı kadar yazmış olacaksın. En azından bir şey anlamış oluyor. Yoksa kaldırımlardı sırtımı karıncalandıran hüzünleri taşıyan da bir cümledir nihayetinde. Tek sorun anlaşılmıyor oluşu. Ama bu önemli bir sorun galiba. Renkler ve tercihler tartışılmaz sözünü kim söylemiş bilmiyorum. Aklıma geldi de oldukça saçma bir söz.
Siz bu yola baş koymuş kardeşlerime laf etmek değil niyetim. Uzaktan kavga hiç tarzım değil. Ama anlamıyorum yahu. Özgüvenimi alıyorsunuz öyle yazınca. Döndürüyorum okuyorum, yan yatıyorum okuyorum, ayağa kalkıp moda geçip okuyorum… Yok. Olmuyor. Bir soru soracağım 2sn içinde cevap vereceksiniz. Soruyorum. Sorun sizde mi bende mi?

0 Kuş Sesleri: