26 Temmuz 2014 Cumartesi

6. Sokak (1/3)

Karanlık gün alacalandığında atölyeden dışarıya çıktı. Havanın soğuk selamına hızlıca önünü ilikleyerek karşılık verdi. Sokak bomboştu. Bunu fırsat bilen iki iri karga adamın yanına doğru süzüldü. “Şişt” dedi biri. “Şişt ekmeğin var mı biraz?” “Yok” dedi adam. “Simit” dedi aynı karga. “O da yok” dedi adam. “Hayır simit derken senden bahsediyor” dedi yanındaki karga. “Ha-ha!” dedi adam yüzünde hiç bir gülme ifadesi olmadan “İlkokul espri anlayışınıza hayran kaldım. Şimdi siktirin gidin!” “Siimit siimit ga ga ga siimit siimit ga ga ga” diye alay etmeye başladılar adamın verdiği cevaptan haz duyarak. Adam “Lan oğlum anam avradım olsun” deyip koştu üzerlerine. Kargalar panikle kaçtılar yakındaki bir çatıya ve az önce korkmamışlar gibi tekrar başladılar. “Siimit siimit gagaga siimit siimit gagaga…” Onlar bu alaycı tavırlarını sürdürürken ve dalga geçilen adam onlara aşağıdan küfürler yağdırırken dişi kedilerin peşinde koşaraktan günden güne eriyip biten sarı kedi Nuri artık bir şeyler yemesi gerektiğini düşünmüş bunu pratiğe dökme amacıyla sinsi, sessiz ve bir yılan gibi yaklaşmaktaydı yanlarına. Ve kargalar hiç bir şeyin farkında olmadan siimit siimit gagaga demeye devam etmekteydi…

*** 
Mahallede onu öyle çağırırlardı. Sarı Nuri. Bu adı elbette kendisi seçmemişti. Mahallenin eski veledi ve de şimdiki piçi koymuştu bu ismi ona. Tıpkı Maslak’ın eski kedilerinden babası Kel Coşkun’un adını koyduğu gibi. Sarı Nuri babasını bilmiyordu. Hiç de karşılaşmamışlardı. Babası o annesinin karnına mercimek tanesi olarak düştüğünde başka dişi kedilerin peşinden çok uzaklara gitmişti. Sarı Nuri babasını tanımamıştı ama gen bu çekiyordu. O da tıpkı babası gibi dişilere meraklıydı. 7 aylıkken başladığı çapkınlık hayatını ardında bıraktığı sayısız sarı lekeli, tamamen sarı, sarı kırçıllı yavruyla doludizgin sürdürüyordu. Cinsel performansıyla usta porno oyuncularına dahi taş çıkarttığı o yıl dişi kedi düşünmekten yemek düşünemez olmuş, bu uğurda harcadığı enerjiyle güçten düşmüştü.
Neden sonra bilinmez belki de mahalledeki tüm dişi kedilerin ya hamile ya da yavru kedi sahibi olması nedeniyle -ki bunların çoğunun Sarı Nuri’nin 1 ya da en fazla 2 gün takıldığı dişi kediler olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı- yemek bulması gerektiğine karar verdi. Yoksa açlıktan ölecekti. Tam da bunları düşünürken 4-5 bina uzağından gelen karga seslerini duydu.
Biliyordu; O, tanrının sevgili kedisiydi..
***
Kara ile Duman ilk defa uçtukları günden beri gankalardı. Konuşma dillerinde sıklıkla “g” ile başlayan kelimeler kullandıkları için kendilerine kanka yerine ganka diyorlardı. Kargaların “g” ağırlıklı konuştuğuna dair salakça inanç nereden geliyor bilmiyorum ama durum gerçekten de böyleydi. Şirinlemek gibi bir şey.
Kara ile Duman ilk uçuşlarını kanat çırpışları ile değil, o korkunç fırtınanın onları güvenli yuvalarından tüy gibi havalandırıp, oradan oraya savurduktan sonra ikisini de sersemletip yan yana düşürmesiyle gerçekleştirmiş ve ilk defa yuva dışı bir varlıkla karşı karşıya gelmişlerdi. İkisi de karşısındakini küçük vücutlu koca kafalı koca gagalı çirkin bir yaratık olarak görmüştü. Aynı anda vay amk demişlerdi içlerinden karga olmanın gereği ağzı bozuklukla; nasıl yaratıklar var bu dünyada? Tanışıp da ganka olduktan bir zaman sonra beraber su kıyısına gittiklerinde kendi yansımalarını görmüş ve çirkinliğin önemli olmadığını önemli olanın iç güzelliği olduğunu içsel bir sözleşmeyle kabul etmişlerdi. Kabul etmesine etmişlerdi ama yalnızca önemli olduğunu kabul etmişlerdi. Öyle olacaklarını değil. Ve gendi bu çekiyordu. Büyüdükçe arsız kavgacı bulaşık bir tip olmaları kaçınılmazdı tıpkı ataları gibi. Onlar da öyle oldu.
Beraber olduklarında bütün civar hayvanları illahlah ediyordu onlardan. Kedilerin mamasını çalıp, köpeklerin suyuyla gargara yapıyorlardı. Etrafta bozmadıkları yuva bırakmamışlardı. Bazen gagalarına sert bir cisim alarak çok yükseklere çıkıp hayvan vurmaca oynuyorlardı. Kara bu işte daha yetenekliydi. Ama Duman da insan kafasına sıçmaca oyununda daha iyiydi. Kafalarına sıçtıkları insanlar bir de gidip de bilet almıyorlar mıydı gülmekten kırılıyorlardı. Kafana sıçayım diyorlardı arkalarından gafana. Beraber iyi bir ikiliydiler.
Günlerden bir gün Kara ile Duman yine her zamanki sabah takılmacalarındayken kapı açılma sesi duydular. Çıktığı gibi önünü ilikleyen sabi sübyan bir insan yavrusu gördüler ve biraz eğlenmeye karar verdiler.
Devam edecek…

0 Kuş Sesleri: