29 Temmuz 2014 Salı

6. Sokak (2/3)

Atatürk Oto Sanayi 6. Sokakta ikamet eden Ayy Fare isimli minyon lağım faresi dışarda kopan şamatayı duyarak ve ne olduğunu merak ederek az önce saklanmış olduğu delikten dışarıya çıktı.
Hayvanlar kabul etmeliler ki onlara isimlerini insanlar koyuyor. Onlara kalsa hav, miyav, cik vs gibi ismi olan bir sürü türdeşleri olurdu. Bu şekilde aile planlaması nasıl yapılabilirdi ki? Ama farelerin bu konuda itirazı varsa bunda haklılık payları da yok değildi. Neden bir köpeğe kont, paşa gibi isimler verilirken, bir kediye pamuk, minnoş gibi isimler verilirken şu zavallı minyon lağım faresi gibi bütün farelere ayyy fare ismi veriliyor? Ne yani hayatlarında hiç mi fare görmemiş bu insanlar? Bir de ıyyy iğrenç demiyorlar mı? O yüzünü buruş buruş yaparak tiz sesler çıkaran insanlar bir lahım faresine iğrençten bahsedemezler. Bahsetmemeliler. Çünkü onların sifonu çekip de aşağılara yolladıkları daha az iğrenç değiller. Yani kendileri açısından. Yoksa Ayy Fare ve türdeşleri bu insan dışkılarını adeta bir hazine olarak görüyorlardı. Neyse biz konumuza dönelim.
Ayy fare dışarıya çıkmış olup biteni izliyordu. Duman ile Kara yine dalga geçecek birini bulmuş durmadan simiit simiit diye bağırarak kendi kendilerine gülüyorlardı. Aşağıdaki -dalga geçtikleri- adam gittikçe sinirleniyor yüzü kırmızının koyu tonlarına doğru dönüyordu. Derken Ayy Fare tüylerinde bir ürperti hissetti. Bu tek bir şeye delaletti. Yakınlarda saldırı modunda bir kedi vardı. Hızlıca havayı kokladı küçük burnunu havada gezdirerek. Bıyıkları saat 1 yönünde titredi. Gözlerini kıstı ve Sarı Nuri’yi gördü.
“Sarı Nuri mi?” dedi kendi kendine.
Sarı Nuri’nin av peşinde koştuğunu çok görmüştü ama bu avın dişi kedi dışında başka bir şey olduğunu pek fazla görmemişti. Sarı Nuri yemek için değil çiftleşmek için koşturur yemek işini çöp kovalarında hallederdi. Şu dişi kediler böyle bir kedide ne buluyordu bilinmez ama Sarı Nuri’nin işinin hep rast gittiği de bir gerçekti. Şimdi de neredeyse yerle bir seviyeye indirdiği bedenini sessizce sürüyerek Duman ile Kara’nın yanına ilerliyordu. Az sonra ortalığın fena halde karışacağını düşündü ve tam o anda midesine korkunç bir kramp girdi. Hava aydınlanıp da dışarı çıktığında deliğinin hemen dibinde oldukça leziz kokulu pembe küçük yiyecekler görüp hızlıca mideye indirmişti. Onların zehir olduğunu tüm hissiyatlarına rağmen bilemezdi. Midesine giren krampla birlikte içgüdüsel olarak yuvasına kaçtı. Kaçarken üstünden çok ama çok küçük bir şey o tam yuvasına girmeden hemen önce sıçradı ve yere düştü.

***
“İç motorlarda arıza var Mick.”
“Farkındayım Popcorn.”
“Kan basıncı çok yükseldi. Göstergeler çıldırmış gibi.”
“Oksijen miktarında da ciddi bir düşüş var ve düşmeye devam ediyor. Kaçmamız gerek Popcorn. Bu geminin işi bitti.”
“Haklısın Mick. Atlama ünitemi hazırladım bile. Ama ne derler bilirsin. Yaşlılar önden gider. İlk önce sen.”
“Ben senin gibi 10 pireyi üst üste koyar kana götürürür kansız getiririm Popcorn. Aynı anda atlayacağız. Ve bu bir emirdir.”
“Tamam Mick kızma. Dediğin gibi olsun.”
“3 e kadar saydığımda.”
Popcorn:1
Mick:2
Mick/Popcorn: Üçççç!
Popcorn’un serbest fırlatış yapıp havada anlamsız taklalar atarken son gördüğü Mick’in yaşlı bedeninin gemileri yani Ayy Fare’nin sert tüylerinden birine takılıp kaldığıydı. Mick’in suratında huzurlu ve gururlu bir ifade vardı. Fırlatıcı ünitesi doğru çalışmamıştı yapabilecek birşey yoktu. Ne derler bilirsiniz. Yaşlılar önden gider.
“Önce atlamalıydın Mick” dedi Popcorn gözünden bir mikron yaş düşerken. “Önce atlamalıydın.”
Popcorn ile Mick istihbarattandılar. Tabi ki isimleri gerçek isimleri değildi. Her ortama kolayca sızıp bilgi toplamakta üstlerine yoktu. Tüm mahallenin biyolojik haritasını çıkarmışlardı. Üstleri istese onların topladıkları bilgileri kullanarak biyolojik bir saldırı gerçekleştirip tüm insanlığı ve hayvanlığı(pireler hariç) yok edebilirlerdi. PİB’in-Pire İstihbarat Birimi- dünya genelinde milyarlarla ifade edilebilecek çalışanı vardı. Bütün dünya bir pirenin antenlerinin ucundaydı.
Popcorn sert bir düşüş gerçekleştirdi. Hızlıca etrafını kolaçan edip güvenli bir yere zıpladıktan sonra gelen seslere anten kesildi. 1 adam, 2 karga ve 1 kedi gördü. Antenleri aracılığıyla hızlıca bir arşiv taraması gerçekleştirdi. Bir kaç dakika sonra hepsinin kimliğini tespit ederek bir gizli ajana yakışır şekilde olaylara müdahil olmadan izlemeye koyuldu. Duman ve Kara isimli iki karga Uğur isimli bir adamla dalga geçiyordu. Aynı anda Nuri isimli kedi de Duman ve Kara’ya kendini hiç belli etmeden yaklaşıyordu.
“Vay vay” dedi Popcorn “Hiç de fena değil. Bir pire olarak dünyaya gelseydin PİB’de bile çalışabilirdin.”
Belki de doğru söylüyordu ama Sarı Nuri bir kedi olarak dünyaya gelmişti. Ve kediler bilgi toplamaz kuş yerdi. Yerle bir vücudunu hiç ses çıkarmadan sürüyordu. Birden koşmaya başlayıp hamlesini yapacağı mesafeye az kalmıştı. Kara ile Duman “Salak bu adam, yemin ediyorum gerizekalı” diyerek gülüp dalga geçmeye devam ediyorlardı. Aşağıdaki adam ise zaten bütün gece çalışmanın verdiği yorgunlukla bu alaya gereğinden çok daha fazla sinirlenip renkten renge giriyordu. Ve bu alay artık kabul edebileceğinden fazla olmuştu. Bir şey düşürmüş gibi yapıp yerden gizlice bir taş aldı. Sarı Nuri hamle mesafesine ulaştı. Kara ile Duman yeni bir espri arayışı içindeydi ama hala bir öncekine gülüyorlardı. Popcorn gizlendiği yerden durumu analiz etmekteydi. Sahip olduğu engin tecrübe az sonra hikayenin sonunun geleceğini söylüyordu.
Devam edecek…

0 Kuş Sesleri: