3 Ocak 2015 Cumartesi

Kusurlu Aşklar İçin Kusursuz Cinayet Planları // n03

Salonda bilgisayarla uğraşıyor gibiydi. Ama yalnızca mutfaktan ayrılmasını bekliyordu. Bir zamanlar sevgilisi olan ama şimdi yalnızca ev arkadaşı olan kız mutfakta yemek hazırlıyordu kendine.

Çok değil 3 hafta önce aynı odayı, aynı anları, aynı mutluluğu paylaşıyorlardı. Ya da taraflardan biri öyle olduğunu sanıyordu. Öyle olmadığını anlaması 3 hafta önceye dayanıyor. Bir daha öyle olmayacağını anlaması ise bir kaç gün önceye.

Tencere kapağının kapanma sesi geldi ve kız mutfaktan çıkarak banyoya gitti. Çocuk zaten o anda sessiz olan kulaklıklarını çıkararak dikkat kesildi. Duştan su sesi geldiği anda bilgisayarın başından kalkarak ses çıkarmadan mutfağa gitti. Tezgahın altından beyaz bir poşet çıkardı ve tencerenin kapağını açtı.

Kız banyodan çıktığında çocuk çoktan bilgisayarının başına geçmişti bile. 15 dakika sonra yemek hazır olduğunda isterse onun da yiyebileceğini söyledi çocuğa; fazla yapmıştı. Çocuk teşekkür etti, aç değildi.

Kız 10 dakika sonra mutfağa gitti, yemeğini aldı ve odasına girdi. Çocuk yüzündeki çarpık gerilimle bilgisayarın başında oturmaya devam ediyordu. Kızın bu gerilimi farketmesi imkansızdı. Suratı asık, göz göze gelmekten kaçınarak ilgisiz bir şekilde odasına girmiş, kapısını kapatmıştı. Bu çocuğa garip ve alışılması zor geliyordu. Artık aralarında kapı vardı. Eskiden üzerlerindeki kıyafetlerin dahi aralarına giremediği zamanları düşündüğünde şimdi bu kapanırken ses çıkaran kapı, orta şiddette bir tekmeyle ya da omuz darbesiyle kırılabilecek bu çelimsiz kapı eski çağlardan kalma bir kale kapısı gibi aralarındaydı. Çocuk bunları düşünürken kapı açıldı. Elinde boş tabakla kız çıktı. Çocuk da o yöne baktığı için bir an göz göze geldiler ama ikisi de hızlıca başka yere odaklandılar. Kız mutfağa gitti. Çocuk arkasından baktı. Hiç bir gariplik yoktu. Herşeyin yolunda olmasına üzülmedi, sevindi. Kız tabağını yarısına kadar doldurup tekrar odasına gitti.

Çocuk yalnızca oturuyordu. Bilgisayarının saatine 5dk arayla bakıyordu. Zaman geçmiyordu. Kız en son odasına girdiğinden beri 2 saat geçmişti ki odanın kapısı sert bir şekilde açıldı. Kız hızla banyoya yöneldi. Gelen seslerden anlaşıldığı kadarıyla kusuyordu. Çocuk bir süre bekledikten sonra bilgisayarını odasına bırakıp banyonun kapısına gitti. “İyi misin?” diye sordu. “Hayır” dedi kız.”Mideme kramplar giriyor.” Sözünü tekrar kusmak için kesti. Öğürdü ama kusamadı. İki kez hızlı ve derin nefes aldıktan sonra “Zehirlendim galiba.” dedi. “İçeriye giriyorum” dedi çocuk. “Gel!” diye yanıtladı kız.

Çocuk kapıyı açıp girdiğinde kız klozetin yanına çökmüş öğürüyordu. Pek fazla bir şey çıkaramamıştı. Zaten bembeyaz olan teni 2 kat daha solmuş, gözleri kıpkırmızı olmuştu. İstemsizce titriyordu. Çocuk kızı kucaklayıp odasına götürdü ve yatağına bıraktıktan sonra kale kapısını içeriden çekerek kapattı.

Kız “Hastaneye gidelim, çok kötüyüm.” dedi. Çocuk “Hastaneyi aradım, ambulans yolladılar.” diye cevapladı. Bu cevap onu biraz olsun sakinleştirmişti.

Titremeleri gözle görülür bir şekilde artmıştı. Vücudu kontrolsüzce sarsılıyordu. Kusmaya çabalıyor ama beceremiyordu. “Isıtıcıyı açar mısın?” dedi, “Çok üşüyorum.”

Çocuk ısıtıcıyı açtı. Kızın ellerini tuttu. Buz gibiydi. Kız ambulansı sordu. Çocuk “ Daha 5 dakika oldu, az sonra gelir.” dedi. Kızın başını dizlerine aldı. Saçlarını okşamaya başladı.

Kız çektiği acının yanında hissettiği korkuyla ağlamaya başladı. Gözünden sessiz yaşlar süzülüyordu çocuğun dizine. 40 dakika geçmişti ve ambulans hala yoktu. Ama kızın kafası allak bullak olmuştu ve hala ambulansı bekliyordu.

Gittikçe düşen beden ısısıyla birlikte “Ölüyorum.” dedi. Çocuk “Evet, ölüyorsun.” dedi. Kız kafasını kaldırıp bakmak istedi ama kaldıramadı. Gözlerini çocuğun gözlerine çevirdi.Çocuğun gözlerinde panik ve korku yerine donuk ve oldukça sakin bir ifade vardı. O anda kızın yüzü gözle görülür bir şekilde değişti. “Ne…. neden?” dedi. Çocuk “Ne, neden?” diye sordu. Kız “Ambulans neden hala gelmedi?” dedi. Çocuk “Çünkü aramadım” dedi. Kız “Neden aramadın!” diye bağırmak istedi ama aniden karnına giren sancıyla iki büklüm olup cümlesini tamamlayamadı. Çocuk yine de yanıtladı.

“Neden mi aramadım? Çünkü ölmeni istiyorum.” Kız “A..ama neden?” dedi. “Çünkü senin dünyadan yok olmanı istiyorum. Silinmeni istiyorum. Çünkü seni çok sevmiştim. Beni çok mutlu etmiştin. Ve bir o kadar da mutsuz ettin. Ve hala mutsuz etmeye devam ediyorsun. Düşündüm ki varlığın çok şey ifade ediyor ama yokluğun hiç bir şey ifade etmeyecek.”

Kız yanlarından sicim sicim yaşlar süzülen gözlerini çocuğa doğrultmuş hiç bir şey yapmadan, söylemeden çocuğu dinliyordu.

“Ne yaptığımı merak ediyorsun değil mi? Yolda yürürken bir ağacın kenarında çıkmış kahverengi mantarlar gördüm ve o anda plan tüm hatlarıyla aklımda canlandı. Hemen bir internet kafeye gidip bu civarda bulunması doğal olan zehirli mantarları araştırdım. Eve döndüğümde gelmene yakın bir saatte senin bilgisayarından da -şifresini değiştirmemişsin hala- bu tip bir araştırma yaptım ama tabi zehirsiz mantarlar üzerine bir araştırma oldu bu. Sonuçta böyle enteresan yemeklere meraklısın sen zehirlere değil.

Ertesi gün gidip en zehirli olanlarından bir poşet topladım. Hani geçen gün temizlik yaptığımı söyleyerek elimde eldivenlerle gelip senden istediğim beyaz poşet var ya işte o poşete. Bu akşam sen duştayken mutfağa gidip önceden göremeyeceğin kadar ufalttığım mantar parçalarını yemeğine döküp iyice karıştırdım. Ve işte şimdi buradayız.”

Çocuk konuşması boyunca duvara diktiği gözlerini son cümlesiyle birlikte kıza çevirdi. Kızın suratında hiç bir nefret yoktu. Yalnızca hissettiği ölüm korkusunun şaşkınlığa dönüşmüş hali vardı. “Ölüyorum!” dedi yalvarırcasına. “Evet, ölüyorsun.” dedi çocuk basit bir gerçeği açıklar gibi.

Kız doğrulmaya çalıştı ama çocuk yardım etmedi. Kız doğrulamayınca kollarını öne getirmeyi başarıp çocuğun beline sarıldı. Çocuğun beklemediği bir şekilde gözleri doldu. Kız ansızın gelen şiddetli sarsıntılarından birini yaşadıktan sonra yüzünü çocuğun karnına gömerek gürültülü bir şekilde ağlamaya başladı. Artık öleceğinden emindi ama bundan ölesiye korkuyordu. Çocuk teselli etmek istercesine kızın başını elleri arasına alıp saçlarını okşamaya başladı tekrar. Gözlerine dolan yaşları salmıyordu. Ağlamayacaktı. Kız ise hiç bitmeyecek gibi ağlıyordu.

Bir süre sonra vücudundaki kasılmalar azaldı. Ağlaması gitgide sönmeye başladı. Hareketleri yavaşladı. Derin ve hırıltılı bir şekilde nefes almaya başladı. Çocuğun bacaklarına değen göğsü şişti, indi. Şişti, indi. Ve hareketsiz kaldı. Çocuk da hareketsiz kaldı bir süre.

Daha önceden planladığı gibi ambulansı aradı. Ambulansı aradıktan hemen sonra eline eldiven geçirip birbirine çok benzeyen zehirli ve zehirsiz mantarların bir arada olduğu beyaz poşeti dolaba bıraktı. Görevliler geldiğinde onlara odasında kulaklıkla müzik dinlediğini, tuvalete gitmek için çıktığında yerdeki kusmukları görüp kızın odasına gittiğini ve hemen onları aradığını söyledi. Ama geç kalmıştı. Az önce tuttuğu gözyaşlarını şimdi akıtıyordu. Ev arkadaşı ölmüştü ve çok üzgündü.

0 Kuş Sesleri: