11 Mart 2009 Çarşamba

Toz Tanesi



Toz Tanesi

Hızlı hızlı soluk alıyordum. Gözlerim kapalıydı fakat her şeyin farkındaydım. Bir güç beni şiddetli bir şekilde yerimden kaldırıyordu. Ne olduğunu bilmediğim bir güç. Bir aşağı, bir yukarı, bir aşağı bir yukarı… Sanki her şeyi kontrol altına alan bir şeydi bu. Benim kontrolümün dışında bir kontrol, kımıldayamıyordum. Sadece bir tarafından şiddetle hareket ettiriliyordum. Olabildiğince edilgen bir durumdaydım. Ellerimi, ayaklarımı ve hatta başımı bile oynatamıyordum. Hiç yorgun değildim, sadece her şey benim dışımda gelişiyordu. Bir an gözlerimi açabildiğimi hatırlıyorum ama ne görmüştüm, hatırlamıyorum. Her şey buzlu camın ardında ki bir görüntüden ibaretti. O camın ardında bir şeyler hareket ediyordu. Beni ilgilendiren bir şeyler oluyordu orada ben bunu bilmiyordum, bilemiyordum. Öyle bir andı ki, yavaş yavaş bilincimi kaybediyordum. Bu bir rüya mıydı? O an bunu bile anlayamayacak kadar şiddetli bir gücün etkisindeydim. En son hatırladığım son bir kez daha o gücün aşağı yukarı beni kaldırdığıydı. O andan sonrası zihnimin bir köşesinde yok ya da çok bilinmez kör bir nokta da gizlenmiş duruyor. Fişi çekilmiş bir televizyon gibi ne ses, ne de görüntü var. Sadece zihnimde kalan o fişin çekildiği an da ki televizyonundan gelen, kapanış sesine benzer bir şeydi.
*
Sanırım ölmüştüm. Ruhumun özgürleştiğini hissediyordum. Sonsuz bir özgürlük hali vardı üzerimde. Ölmüştüm ama hala varlığımı hissedebiliyordum. Var olan hiç bir şey yok olmaz. Hala vardım, sonsuza kadar var olacakmışım gibi. Öldüğüm, bütün o şiddetin, beni aşağı yukarı kaldıran o gücün bitip ve sonsuz özgürlük anına kavuştuğum o küçük, hissedilmesi zor o zaman dilimini hatırlıyorum. O an gözlerimi açabilmiştim ve birden bir boşluk içine yuvarlanmıştım. Kontrolden hala uzak bir durumdaydım. Yalnızdım. Yer değiştirmiş olduğumu hissediyordum, birden bire…
Ve son, şu an öldüğümün farkındayım. Bedenimi ardımda bıraktım. Ne oldu ona bilmiyorum. Bir toz tanesiyim, benliği olan bir toz tanesi… Bütün renklere sahibim. Boşlukta öyle umarsızca hareket ediyorum. Bazen bir rüzgâra takılıyor dünyayı, evreni dolaşıyorum. Bazen bir nokta da öylece duruyor, etrafı izliyorum, dinliyorum. Şuan bir sınıfın içindeyim, etrafa boş gözlerle bakan insanların arasında. Onlar beni görmüyorlar, hayatın bütün renklerinden uzak, boş bir yaşam içindeler. Biraz sonra, buradan da uzaklaşıyorum, hayatın başka renklerini görmek için.

0 Kuş Sesleri: