8 Ekim 2009 Perşembe

Nerelisin ?

Kendimin İstanbullu olduğunu iddia ediyorum. Fakat insanlar genel olarak buna karşı çıkıyorlar. Öğretilmiş erkek egemen toplum fikrinin dışına çıkamıyoruz. Çıkmak da istemiyoruz sanırım. 8 yaşıma kadar İstanbuldaydım. Ondan sonra Şarköy'e taşındık. 14 yaşıma kadar orada okudum. Ondan sonra lise hayatım başladı. 1 sene Malkara'da 3 sene de Tekirdağ'da okudum. 18 yaşıma geldiğimde ve hatta geçtiğim de, İstanbul'da Mimar Sinan G.S.Ü.'ye geldim. Son 3 senedir doğduğum ve 8 yaşıma kadar büyüdüğüm yerdeyim. Lise hayatım boyunca bir tek okul ile yapılan üniversite gezisini saymazsak hiç İstanbul'a gelmedim. Aslında gelebilirdim ama böyle bir söz vermiştim kendime. Lise bitene kadar gitmek yok diye.

Genelde yeni insanlarla tanıştığınızda, muhabbetinizin bir sonraki aşamaya geçmesi için, yaş, okul, iş, memleket hakkında karşılıklı bilgi alınır. Ben bu sorulardan "nerelisin" kısmına gelindiğinde hep garip bir duruma düşüyorum nedense. "İstanbul'da doğdum ama Şarköy'de, Tekirdağ'ın ilçesi orada büyüdüm. 8 yaşımdayken taşındık." Falan diyorum. Bazen bunun üzerine babamın nereli olduğu mevzusu ortaya çıkıyor. Babam İstanbul'da doğmuş büyümüş. Çocukluğu, gençliği hayatının büyük bölümü İstanbul'da geçmiş. Dedem ve babanem Giresun'da doğmuşlar fakat ufak yaşlarda İstanbul'a gelmişler. Dedem ve babanemin Giresunlu olduklarını söyleyebilirim. Evde sürekli Karadeniz yöresine ait yemekler olur. Hadi babamı da Giresunlu diyelim, orada doğup büyümediği, oranın suyunu içmediği halde. Ama ben, ama ben neden Giresunlu oluyorum ki. bu en başta Giresun'da doğmuş, büyümüş ve hatta orada ölmüşlere saygısızlık değil midir? Yok kardeşim ben Giresunlu değilim. Yani bu işin kaç kuşak sürdüğünüde halen kestirebilmiş değilim. Babamın memleteinden miyim, yoksa dedemin mi? Yoksa daha da gerilere gitmekte midir bu iş bilmiyorum. BEn İstanbulluyum. Haa! İstanbullu deyince de garip bir şey var tabi, sanki İstanbul'un en eski ailelerindenmişiz gibi oluyor. O yüzden kendimi Şarköylü gibi de hissetmekteyim. Yaşadığım, büyüdüğüm yerleri benimsiyorum. Hiç gitmediğim, görmediğim bir şehrin insanı olmamı bekliyor benden bu başka insanlar. Tamam anladık kardeşim de kadınlar bile bu kadar erkek egemen bir durumu sahipleniyorlar ya, bana çok garip geliyor. AFM' de işte çalışırken şeflerden biriyle bu konuda konuşmuştuk. Kendisi hiç Konya'ya gitmediği halde Konyalı olduğunu iddia etmişti. (belki Konya olmayabilir ama çok da önemli değil) Bu arada şef dediğimede bakmayın benimle yaşıt kendisi. Ona bir kadın olarak bu erkek üstünlüğünü çok kolay bir şekilde kabul ettiğini ve bu yüzden de ezildiğini anlatmaya çalıştım. Ben ezilmiyorum dedi bana. Halbuki bu kadar tekil bir düşüncede olmasına da şaşırmamam gerekirdi, ben tüm kadınlardan bahsetmek istediğimi ona söylediğim de. Tamam o zaman dedi. Bütün kadınlar buna karşı çıkabilseydi sen de buna dahil belki bu erkek egemen düzeni daha adil, daha eşitlikçi bir düzeye getirebilirdik demeye çalıştım kendisine. Tabi o bunu anlayamayacak kadar her şeyi kabul etmişti ve bunun bir işe yaramayacağını düşünüyordu.

Neyse çok yazdım ettim. Bu "nerelisin" muhabbeti ve sorusu, çok karmaşık gelmekte bana. Hiç gidip, görmediğin bir yerin insanı olmak ne garip. Kendini nereli hissettiğin, seninle alaklı bir şey olmalı aslında. Ben böyle düşünüyorum. Şimdilik bu kadar. Bunu yazacaktım geçenlerde şimdi oldu.

Hoşça kal.

0 Kuş Sesleri: