5 Ocak 2010 Salı

Bir gün ve Soul Kitchen


Güne yurtta uyandım. Daha erken kalkmayı planlarken odama vuran güneş ışıkları beni yatmam için mayıştırıyor ve yataktan kalkmamam için teşvik ediyor. Buna rağmen geç de olsa saat 13.00 gibi kalkabildim. Kalktıktan sonra Richard Sennett'in Karakter Aşınması adlı kitabını okumaya başladım. Fakat karnım acıkmaya başlamıştı. Üstümü giyindim, kantine indim. Kantinde bir karışık tostumu yiyip, şeftali aromalı meyvasuyumu içtikten sonra Beşiktaş çarşısına doğru yürümeye koyuldum. Barış'ın yanına gidecektim. Saat 15.30 da onun sınavı vardı ve ben bu sürede onu bekledim. Nihan ile muhabbet ettik. Beşiktaş'a asıl inme amacım Özer'e ders ile ilgili fotokopileri vermekti. Kendisi beni bekletmeyi baya seviyor. Neyse Barış'ın sınavı pek uzun sürmedi. Uyduruk bir ingilizce sınavını geride bıraktıktan sonra Özer'in kitap alması için üçümüzde Taksim'e Aslıhan pasajına gittik. Orada işimiz pek uzun sürmedi. Oradan sonra ne yapacağımıza karar veremedik. Bira mı içsek? Çay mı içsek? deyip durduktan sonra Soul Kitchen filmini izlemeye karar verdik. Biletler alındı ve filmin başmasına daha iki saate yakın bir zaman olduğundan Firuzağa'da ki ünlüler kahvesine doğru yola çıktık. Burada eve çıkma üzerine muhabbetimizi ettik. Yan masamızda Devrim Saltoğlu oturuyordu, bunu da bir not olarak buraya düşmem gerekiyor. Bu aralar TV ünlülerini sıkça etrafta görmekteyim. Zira filmimizi izlemek üzere Majestic Sinemasına gittiğimiz de kendilerinden gözümüzü alamadık. Özer kapı önüne sigara içmeye çıktığı sırada biz Barış ile otururken içeri Ferhat Güzel girdi. Şık giyimliydi doğrusu. Yanında yaşlıcana biriyle konuşmaya başladı. Belki o da benim tanımadğım bir ünlü zaattır. Neyse Özer içeri geldiği sırada biz Ferhat Güzel'i kendisine gösterirken, o da bize şunu söyledi. Dışarı da Fırat Yücel ile karşılaştım. Beni tanıdı. Ve hemen yanımızda da çeşitli dizi ve filmlerde oynayan bir kaç kişi daha oturuyordu. Şuan googledan arayıpda isimlerini buraya yazmak zor geldi doğrusu. Zaten o kadar da ünlü değiller demek ki. Neyse geçen de değindiğim gibi bu ünlü kalabalığı arasında tabii ki ilgimi en çok çeken Fırat Yüceldi. Çünkü kendisini tanıyordum. Az da olsa muhabbet etmişliğimiz var. (bu muhabbetleti Artvin ile ilgili yazmayı düşündüğüm yazıda anlatırım) Bunlarına rdından filmimize girdik veeeee....


Soul Kitchen

*Yazı film ile ilgili bilgiler içermektedir.

Soul Kitchen herkesinde bildiği gibi 2009 yapımı bir Fatih Akın filmi. Filmde Türk oyuncuları da görmek mümkün. Venedik Jüri Özel ödülünü de havada kapmış Fatih Akın. Yanlış hatırlamıyorsam şöyle demişti filmi için. Ben kendim için film yaptım adamlar bana ödül verdiler. Açıkçası herkes böyle filmler yapabilse diyorum kendisi için. Öncelikle film mükemmelmiydi derseniz bunu söylemek mümkün değil. Ama güzel bir hikayenin üzerine, içinde hareket olan, esprilerin sırıtmadığı bir film yapmış Fatih Akın. Bu yüzden güzel bir filmdi demekte sakınca görmüyorum. Hatta güzel bir film diyorum.

Filmin baş rolünde Zinos Kazantsakis adıyla Adam Bousdoukos oynuyor. Kendisi ayrıca Fatih Akın ile birlikte filmin senaryosunu da yazmış. İyi bir oyunculuk çıkardığını söylemek mümkün. Zinos, Almanya da yaşayan bir Yunanlı. Soul Kitchen adlı restaurantı işletiyor. Kendisi oranın sahibi. Yemekleri de kendisi yapıyor. Fast food tarzı yemekler buranın mutfağını oluşturuyor. Aslında harabe bir yer Soul Kitchen fakat kemik bir müşterisi var. Filmin başında yemeklerin ne şekilde yapıldığını görerek başlıyoruz. Bu bizde biraz tiksinme duygusu yaratabilir fakat müşterilerin yemekleri keyifle yediğini görmemiz ve beğendiklerini söylemesi de espri dalgalarının başlangıcını oluşturuyor. Aslında filmi izlerken bir sonraki espriyi tahmin etmek pek de zor değil. Buna rağmen filmin içine çok güzel yerleştirilmiş olduğunu düşünüyorum. Zinos bir yandan işletmenin dertleriyle uğraşmakta, bir yandan da ertesi gün Şangay'a gidecek olan sevgilisinin aile yemeğine gitmek zorunda. İşlerini bitirip aile yemeğine gittiğin de bu lüks restauranttaki en pis adam gibi oluyor. Patronluğu kalmıyor zaten çalıştığı yerde de işçi-patron rolünü film boyunca sürdürüyor. Sevgilisi olan Nadine onun da Şangay'a gelmesini istiyor fakat Zinos bunu yapabilecek durumda olmadığını söylüyor ona. Çünkü burada başında durması gereken bir işi var. Bunun yanında biraz da kavga ettikleri bu lüks restaurantta, oranın aşçısı olarak karşımıza Birol Ünel çıkıyor. Filmdeki adıyla Shayn Weiss. Adını unuttuğum yemeğini sıcak isteyen müşteriyle, o yemeğin soğuk servis edildiğini söyleyerek filme ilk girşini yapıyor Ünel. Bu sırada bu kavgaya bütün müşteriler şahit oluyor tabii ki ve Shayn işini kaybediyor. Sigara içmek için dışarı çıkan Zinos'da ona yemeklerini beğendiğini söylüyor. bunun üzerine Shayn da ona: bana verebilecek bir işin var mı? diye soruyor. O akşam Zinos ve sevgilisi Nadine son gecelerini geçirmek için eve gidiyorlar. Ertesi gün olduğunda iki sevgili içi,n ayrılmak pek kolay olmuyor. Hatta Zinos bu ayrılığın ardından Şangay'a gitmek için ilerleyen günler de restaurantını işletecek bir kişi arıyor çünkü her köşesinde emeği olan bu restaurantı satmaya niyetli değil. Fakat sevgilisinin gideceği ün yolda karşılaştığı arkadaşı Thomas Neumann restaurantı gördükten sonra orayı ele geçirmek için Zinos'un yakasını bırakmamaktadır. Fakat Zinos ona satmaya bir türlü yanaşmaz. Bu sırada filme Zinos'un hapisaneden şartlı tahliye olan abisi girer. Illias Kazantsakis hırsızlıktan içeride yatmakadır ve haftanın her günü dışarı çıkabilmesi için kendisini çalışyor göstermesi gerekmektedir. Bunun içinde kardeşinden kağıtlara Soul Kitchen'da çalıştığını gösteren kağıtlara imza atmasını ister. Zinos bu isteği biraz sıkılarak da olsa yerine getirir. Shayn çalışmak için oraya gelmiştir fakat ilk günden yaptığı yemekler oranın kemikleşmiş müşterileri tarafından tepkiyle karşılaşır. Bunun üzerine Shayn bir de müşterilerle tarışır ve müşteriler restraurantı terk ederler. Zinos dertlidir. Bir yandan Thomas'ın onu şikayet etmesi üzerine dükkanına gelen sağlıkçılarla, bir yandan vergi memurlarıyla uğraşmakta bunun yanında Nadine'in yanına Şangay'a gitmek için yollar aramaktadır. Üstüne üstlük belini de incitmiştir ve fıtık olma ihtimali vardır. Günlerce bu bel ağrısıyla kıvranır.

Belinin ağrısı için fizyoterapist Anna'ya gider. Abisi Illias da yanında çalışan Lucia'ya aşık olmuştur. Abisi her gece belli bir saatten sonra hapishaneye geri dönmektedir. Illias bunu Lucia'ya söylememesi için Zinos'u tembihler fakat çok içtikleri bir akşam Zinos Lucia'nın ısrarlarına dayanamayıp söyler. Bunu öğrenen Illias'da restaurantı terk eder. Zinos artık kararını vermiştir. Dükkanı abisine devredip Şangay'a gidecektir. Bütün herşeyiyle tüm haklarını abisine devretmiştir. Dükkan çok iyi işlemektedir. Her gün dolup taşmaktadır. Thomas Zinos'dan dükkanı alamayınca Illias'ı kandırmak için işe girişir. Onun en zayıf noktasını bulur. Kumar masasına otururlar ve ilk önce kaybeder, büyük paralar için oynamaya başladıklarında ise Thomas kazanmaya başlar. Böylece Illias borcunu ödemek için dükkanı Thomas'a verir. Bu sırada herkes Zinos'un gittiğini düşünmektedir. Fakat Zinos havaalanında Şangay'a gitmek için beklerken Nadine'i görür. Bir yandan bel ağrısı bir yandan da çantalarıyla uğraşır. Onu defalarca aramasına rağmen Nadine geri dönmez. Nadine babanesi öldüğü için Almanya'ya geri dönmüştür. Zinos onun evine kadar gider fakat cevap alamaz. Sonra cenaze için mezarlığa gider. Burada havalalanında gördüğü Çinlinin Nadine ile el ele tutuşmasını görür ve sinirlenir. Aksaklıklar üst üste gelmektedir. Nadine ile olan ilişkisi sona ermiştir artık Şangay'a gitmesi için hiç bir neden yoktur. Eve gider. Ona ait herşeyi yakar bu sırada eve abisi gelir ve bunu görür. Yangını söndürememişlerdir ve ev yanmaya başlar, itfaiyeler gelir. Bir otel odasına giderler. Beli iyice ağrımaya başlamıştır fakat bunun için ameliyat olması gerekmektedir Zinos'un. Hiç bir sağlık sigortası olmadığından buna yanaşmaz. Abisi Zinos'a dükkanı Thomas'a devrettiğini söylememiştir. Zinos bu gerçekle dükkana gittiğinde karşılaşır. Thomas'ın yanına gider. Thomas burayı satmak için bir müşteriyle konuşmaktadır. Kendisi emlakçıdır. Zinos burada bir şey yapamayacağını anlamıştır. Zinos'un iş yerine gidip belgeleri çalmayı düşünür fakat bel ağrısı onu yarı yolda bırakır çünkü kaçamaz. Abisi de onu bırakmaz ve birlikte karakola giderler. Zinos serbst kalır fakat abisi suçlu olduğu için içeri girer. Illias ve Lucia arasında ki aşkda artık nihayete kavuşmuştur. Zinos zor durumdadır, beli ağrımaktadır. Bunun için Anna'nın yanına gider, Anna'da onu çıkıkçı kemik kıran Kemal'in evine götürür. Bu rolde karşımıza Uğur Yücel çıkar. Bir Türk-Yunan buluşması gerçekleşmiştir filmde. Zinos bu dertten kurtulur. Shayn ortalarda yoktur. Lucia bir barda çalışmaktadır. Zinos kendi dükkanına son kez gittiğinde kapıda bir yazı görür. Dükkan zorunlu bir sebepten satışa çıkmıştır. Acilen para bulması gerekmektedir. bunun içinde babanesi ölen ve zengin olan Nadine'in yanına gider. Ondan 200.000 avro para ister. Son anda açık arttırmaya katılır ve tesadüfler bu sefer ondan yanadır ve dükkanına geri kavuşur. Filmin sonunda da Zinos ve Anna'yı Noel de başbaşa Soul Kitchen da yemek yerken görürür.

Film de olaylar bu şekilde ilerlemektedir işte. Müzikleri güzel bir film. Oyunculuklarda başarıyla yerine getirilmiş. Konusu üzerine çok konuşulacak bir film olmasa da ortaya konan şey bakımından başarılı bir tablo bizi karşılamakta. Sıkı arkadaşlık bağlarını filmde görebiliriz. Küçük bir işletmecinin ayakta kalma çabası ve karşısına çıkan zorluklar etrafında dönen kendisini kısır bir döngünün içine sokmayan keyifle izleten güzel bir film. Alçalan ve yükselen bir dozda ilerlemesi de filmde sürekli bir hareketliliği sağlamış. Senaryonun iyi yazılmış olduğunu söylemekte mümkün. İşte benden bu kadar. Gitmenizi, en azından biraz gülmek, biraz eğlenmek için tavsiye ederim. İyi seyirler.



Hoşça kalın.

1 Kuş Sesleri:

Yurtla ilgili geçen her yazıyı yaşıyormuş gibi okuyorum.. Güneş ışığının yüze vurması, boğaz, kaşarlı tost, beşiktaş çarşıya inmek.. Güzel şeyler hepsi..