6 Ocak 2010 Çarşamba

Soul Kitchen'a ek

Yazımı baştan sona okuduktan sonra filmin üzerine pek de bir şey söylemediğimi gördüm. En azından bir iki şey söyleyeyim diyorum. Diğer yazının bütünlüğüne dokunmamak için de yeni bir başlık açtım.

Film içerisinde bir çok espriyi barındırıyor öncelikle. Bu esprilerin çoğunun baya kaçtığını ya da klişeleştiğini söylemek mümkün fakat buna rağmen film içerisinde güzel bir şekilde kendilerine yer bulmuşlar. Klişeleri eleştirmeyi sevenler vardır elbette ama bu klişeler olmasa bu film olmazdı diyebilirim. Bir Yunan'ı tedavi eden Türk. Aşırı asabi, işine bağlı aşçı. Kadın bir doktorun muayenesi sırasında ereksiyona uğrayan erkek. Bir nevi viagra yutmuş kadının cinsel doyumsuzluğu. Bunlar başka yerlerde karşınıza çıkabilecek türden sahneler. Yine de diyorum ya abartılacak kadar da bir durum yok ortada, zira film de iyi gitmiş. Tabi filmi değerlendirirken sanırım Fatih Akın filmi izlediğimizi unutmamız gerekiyor. Bunu düşünerek izlediğimiz de sonuç bir hüsran olacaktır. Zira Zeki Demirkubuz da Kıskanmak filmiyle bu hale düştü.


Film Yunan-Alman bir restaurant işletmecisinin Soul Kitchen barıyla ve sevgilisiyle olan sorunları etrafında geçiyor. Aslında film boyunca Yunanlı-Alman durumu hiç bir kültürel veri sunmuyor bize. Çünkü kendileri artık birer Alman olmuşlar. Tek dert abi Illias'ın ailesine yalan söylemesi. Çünkü gurbetteler. En azından ben öyle anladım.

Film biraz kapitalist ahlaka vurgu yapıyor. Bunun yanında küçük işletmeci olma, kendi yağınla kavrulma söylemini de ön plana çıkarıyor. Kahramanımız Zinos için Soul Kitchen hayatında önemli bir yere sahip. Geçmişten feragat edememiş, duygusal yönleri ön planda olan, gözünü para hırsı bürümemiş bir adam Zinos. İşte böyle de bir film Soul Kitchen. Bireysellikten, dostluktan dem vuran. Özgürleşmeyi gözünüze sokan bir yanı da var. Güzel, sevimli bir film.

Benden bu kadar.

Hadi hoşça kal.

20.09.2011 Not: Harbiden berbat yorumlar. Biraz ustalaşıp şu işin içine girmek gerek.

0 Kuş Sesleri: