14 Ocak 2010 Perşembe

Tez Yaz, Sızlanma

Yazmasam olmayacaktı, içimde kalacaktı. Şu sıralar sınavlarla uğraştık ve bitirdik. En sona da bir tez önerisi ödevi kaldı. Tezimizi yazmadan önceki tez önerisi. Etrafımda ki arkadaşlarımın sürekli yakınmalarıyla karşılaşıyorum. Tez ödevimi yazamadım, lanet olsun böyle ödeve, ne gerek var, çok sıkıcı, berbat bişi. MSN'de, Facebook'ta iletilerine bu tür yakınmalarını dile getiriyorlar. Artık muhabbet kişisel konuşma anlarınında dışına taştı. Bu hal ve hareketler bana, ben ne çekiyorum, tez önerisi yazıyorum boru değil, kolaysa gel de sen yaz, aslında mükemmel bir şey olacak ama önce biraz yakınayım gibi şeyler demeye çalıştıklarını düşündürtüyor. Ben de onların bu yakınmalarından hiç bir şey anlamıyorum. Anlamak elde değil, evet aynı kaygıları, sorumlulukları taşımıyor olabiliriz fakat o kadar da farklı olduğumuzu sanmıyorum. Sonuçta biz bu işi yumurta kapıya dayanıncaya kadar yazmadıysak biz yazmadık, eğer bu bölümü okuyup bunu göze aldıysak biz aldık, eğer yazabileceğimizi düşünüp de bu konuları seçtiysek biz seçtik v.s. Kimse bizi bunları yapmamız için zorlamadı. Hatta zorunlu da değildik bunları yapmak için. Eğer para kazanamak gibi bir idealimiz varsa bunu liseden sonra da cart diye yapardık zaten. İlla ki çalışırdık ama ne yaptık okumayı tercih ettik. Projeler üretmeyi, tezler yazmayı seçtik. Belki de böylesine seçmeye dayalı bir düzenin içinde bundan başka yapacak bir şeyimiz yoktu diyebilirsiniz. Ama buna inanmıyorum, okumakta-okumamakta bizim elimizde. O yüzden siz sevgili bir işe giripte sonradan sızlanan insanlar, hepiniz. Sızlanmayı kesin ve o başta ki heyecanınızı devam ettirin. Son gün de olsa, son an da olsa yapın bunu deneyin. Sızlanmak size sadece zaman kaybettirecektir. Ben de yapayım bu dediklerimi. El ele tutuşalım. Bütün dünya buna inansın, insanlar birlik olsun. Haydi benden bu kadar.

Hoşça kalın.

0 Kuş Sesleri: