1 Mart 2010 Pazartesi

Balo ve Onun Sahte Yüzleri


İlk defa 2007 yılında gitmiştim okulun kıyafet balosuna. O zamanlar okulda artık yeni tanıştığımızdan mıdır bilmem çağıran arkadaşlar olmuştu beni. Çağıran dediysek beraber gidelim diyebilmişlerdi en azından. Her ne kadar gitmek ayrı, balodan sonrası ayrı bir dert olsa da benim için. Balodan sonra yurda gidememiş Beşiktaş da sokaklarda kalmıştım. Sabaha kadar dolanmıştım sokaklarda. Komik gelebilir size, benim için pek de komik değildi. Hala da değil ya. Neyse pek de beğenmediğim o balodan sonra zaten bir daha da gitmedim. Gitmek içimden gelmedi. Bunun yanında çağırılmadım da. Sonuç da yalnız başınıza gidecebileceğiniz bir yer değil. Gerçekten sıkılırsınız. Zaten 20 lira veriyorsunuz içeri girmek için. Uyduruk şarkılar v.s. Ama bu sene bir gidesim var. Son senem olduğundan birazda. Bir de gidesim var işte. Yine sıkılırım ama olsun. Yılbaşında nasıl ki gecenin bir vakti Taksim'e gittiysem ve gitmek istediysem onun gibi bir istek. Bir şeyler yapma isteği arkadaşlarla. Sanki son kez oraya gidebilirmişim gibi oluyor ama öyle değil elbette. Her sene gidebilirsiniz. Nasılsa dışardan girmek serbest. Yoksa nasıl para kazanacaklar. Yanlış hatırlamıyorsam bira 10 liraydı. Fena iş. Gel gelelim bu sene bazı arkadaşlar gidecek misin diye sorup duruyorlar. Çoğu ilk defa gidecek olanlar sanırım. Sadece gidecek misin? Hayır!! Gidemeyeceğim. İstesem de gidemem. Oraya gidip de yine sokaklarda gezinmek istemiyorum. Yalnız başına pek de eğlenceli olmuyor. Aslında bunu göze alabilecek bir arkadaşım olsa onu da yaparım. Nolacak. Yapmadığım şey mi. Artık davet edilmiyorum. Zaten birinci sınıftan sonra kim beni nereye davet etti hatırlamak güç. Biriyriyle görüşmek için hep ben efor sarf ettim. Şimdi düşünüyorum da o eski davetler de yapmacık mıydı acaba? Değildir umarım. Bizim arkadaşlara gidelim diyorum ama sanmıyorum ki gelsinler. Onlarla vakit geçirmek keyifli benim için. Onlara yük olmamak için elimden geleni yapıyorum. Gültepe'ye gitmiyorum mesela 10 gündür falan. Daha da gitmem heralde uzun bir süre. Ancak beraber baloya gidersek. Davet edenimiz yok. Davet edilsek gel biz de kal dostum diyecek kimsemiz yok. İnsanlar değer verip görünmekten bıkmıyor. Ben verdiğimi sanıyorum halbu ki. Görüşelim diyorum. Özledim diyorum. Bir şeyler yapalım diyorum. Hatta görüşmek için bir şeyler ayarlıyorum. Ve yine bir şeyler o görüşmeleri son dakikalarda iptal ediyor. Oluyor işte. İstemiyorlar. Uzaklaştık, koptuk. Çabuk tükettik arkadaşlıkları. Seviniyorum ki bir kaç tane adam var etrafımda. Bazen üzsek de birbirimizi var işte. Hala onlarla Çınaraltında oturup çay içebiliyorsak tamamdır. Ben sadece istiyorum ki maskelerimizi çıkaralım. Onların arkasına saklanmayalım. Rol yapmayalım birbirimize. Ahh dostlar bilemezsiniz işte. Seviyorum sizleri. Hep derim. İnsan ailesini seçemez ama dostlarını, arkadaşlarını seçer. doğru ya da yanlış. Seçer.


Hoşça kalın.

0 Kuş Sesleri: