18 Mart 2010 Perşembe

Bir Perşembe Yazısı

Bugün uykusuz günü. Bütün perşembeleri benim için sıradan yapmayan şeylerden biridir bu. Perşembe'nin bir ayrıcalığı vardır. Ama bazen olamayabiliyor. Mesela dergi çıkmıyor. O zaman sıradan bir perşembe olma ihtimali doğuyor. Herkes için Cuma'nın anlam ve önemi büyüktür herhalde. Çünkü haftasonu geliyor. Son gün. Pazartesi sevilmez genelde. Haftanın başlangıcı. İki gün dinlenceden sonra kalk da işe git. Kalk da okula git. Çalış kısacası. Ben seviyorum sanırım Pazartesileri. Sevmediğim zamanlarda olmuştur elbette. Ama severim. Okula gitmekten büyük keyif alıyorum. Orası benim yuvam gibi. Tanıdık yüzler görmek güzel şey. Bu aralar okulu bir sene -belki daha da fazla olabilir- uzatma planlarım var. Doğru bir karar verdim mi bilemiyorum. Ama ileride pişman olmak istemiyorum. Bu yaş da hala aileme yük olmak biraz dokunuyor doğrusu. Çalışmak, para kazanmak istiyorum. Ama bunu şuan yapamıyorum. Formasyon için okulu uzatmak iyi hoş görünüyor benim için ya başarılı olamazsam. Bu dönem üzerimde bir ölü toprağı var sanki. Sekiz tane ders aldım derslere gidiyorum. Ama kendimi veremiyorum bir türlü. Yapmam gereken bir ödev var. On gün önce teslim etmeliydim. Şanslıyım ki hocamız insaflı. Okuma yapmam gerekiyor. Yapmıyorum. Dün gece eve 23.15 de anca geldim. Bu saatte eve gelip bir şeyler yapmap ne mümkün. Kendime plan program yapmıştım fakat ona da uyamadım. Resmen rafa kalktı. 10 gün sonra sınavlar başlıyor. Her ne kadar benim 1-2 tane olsa da. Önemli. Kendimi vermeliyim. Neyse. Bugün uykusuz günü neticede güzel bir gün. Hele de hava böylesine güzelken. Tam bir bahar havası. Çıkın siz de dışarı biraz hava alın. Umarım uykusuz bayilerde vardır.

0 Kuş Sesleri: