1 Haziran 2010 Salı

Basına ve Kamuoyuna


Basına ve Kamuoyuna,
Her geçen gün daha da artmakta olan baskı ve şiddet politikalarıyla güç odakları, öğrencilerin yaşam alanlarına ipotek koymaya devam etmektedir. Öğrenciler üzerinde yürütülen soruşturmalar, uzaklaştırmalar, gözaltı ve tutuklamalar bu çirkin baskı yöntemlerinin pratik yansımalarından ibarettir. Bizler, üzerinde yaşadığımız bu toprakların farklı coğrafyalarından biraraya gelen üniversite öğrencileri, bu baskıların ortak hedefiyiz ve bilmekteyiz ki, bu çirkin baskıları uygulayanların niyetleri de ortaktır. Bu ortak niyetleri doğrultusunda YÖK, Medya, Polis şer eksenine bir de faşist yapılanmalar eklemlenmekte ve öğrenciler bu kirli cephenin karşısına konulmaktadır.
Bu baskılar doğrultusunda son dönemde yaşanan olaylar saymakla bitmeyecek türdendir:
Sadece 2009 yılında gösterilere katıldıkları gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemelerinde 42 davada yargılanan 177 çocuğa 772 YIL 2 AY 26 GÜN HAPİS CEZASI verilmiştir. [1] Görülmektedir ki, zihniyet kendini daha ilkokul çağındaki çocuklara dahi dayatmakta sonuçları ise üniversite sıralarındaki bizlere kar kalmaktadır.
Siyasi mücadele zeminini ortadan kaldırmak adına KCK operasyonları dedikleri ve niyeti bizce aşikar yıldırma politikaları sonucunda, bir çok üniversitede Kürt öğrencilere yönelik baskılar artmıştır. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde okuyan 55’in üzerinde öğrenci adı geçen operasyonlar nedeniyle gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır.
Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi'nde düzenlenen "Bahar Şenliği"ni engellemek istedikleri gerekçesiyle gözaltına alınan 104 öğrenciden 8'i tutuklanmıştır.[2]
Kars Kafkas Üniversitesi’nden iki öğrenci çeşitli tarihlerde katıldıkları basın açıklaması ve etkinliklerde "yasa dışı slogan attıkları ve örgüt propagandası yaptıkları" gerekçesiyle tutuklanmıştır.[3]
Muğla Üniversite öğrencileri arasında başlayan kavgada bir öğrencinin silahla ağır yaralanmasının ardından adliyeye sevk edilen 76 kişiden 6'sı tutuklanmış, öğrenciler “polise mukavemet göstermekle” suçlanmıştır. Savcılıkta ifadesi alınan 70 kişi ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır.[4]
Tokat'ta 21 Mayıs günü Kürt öğrencilere yönelik başlayan ve 2 öğrencinin ağır yaralandığı saldırının etkileri devam ederken, öğrencilerin mağduriyetleri de gittikçe artmaktadır.[5]
Sakarya gözaltına alınan 21 öğrenciden 4'ü Cumhuriyet Savcısının talimatı üzerine serbest bırakılırken 17 kişi Beşiktaş adliyesine sevk edilmiş, 7'si terör örgütü üyesi olmak suçundan tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir.[6]
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi derslik girişine ‘Anadilde Eğitim İstiyoruz’ yazılı etiket yapıştırmak isteyen Kürt öğrenciler ile ülkücüler arasında yaşanan tartışma arbedeye dönüşmüş, polisin “müdahale” ettiği olayda 6 Kürt öğrenci gözaltına alınmıştır. [7]
“Yine Afyon’da Kürt arkadaşlarımız faşistler tarafından sürekli tehdit edilmekte ve tacize uğramakta hatta evleri basılıp işkenceye uğramakta, benzer olaylar Antalya, Muğla, Denizli gibi şehirlerdeki üniversitelerde sürekli yaşanmakta, üniversite yöneticileri olaylara sessiz kalmakta hatta üstünü örtmeye çalışmaktadır. Ülkücülerce linç edilip, polis kurşunuyla öldürülen Şerzan Kurt arkadaşımız bu furyanın en son kurbanı olmuştur.”[8]
Elbetteki öğrencilere yönelik baskılar sadece bu yönle sınırlı kalmamakta, örneğin Tekel eylemine katıldıkları gerekçesiyle Ankara’daki üniversitelerde öğrenciler sudan sebeplerle soruşturmalara uğramaktadır. Hacettepe Üniversitesi, TEKEL eylemine destek veren 20 öğrenciye 'siyasi faaliyet yapmak' iddiasıyla soruşturma açmıştır. Aralarında siyasal bilgiler okuyan öğrencilerin de bulunduğu gençleri, özel güvenlikle adım adım izleyen rektörlük, onları ailelerine mektupla şikâyet ettmiştir.[9] Son bir hafta içerisinde Hacettepe Üniversitesi rektörlüğü açtığı soruşturmalara ceza yağdırmaya başlamış; soruşturma açılan 70 öğrenciden yedisine birer dönem, iki öğrenciye birer yıl uzaklaştırma cezası verirken son sınıftaki bir öğrenciyi de okuldan atan rektörlük, bu cezaları öğrencilere tebliğ etmeyerek öğrencisine verdiği “değeri” de göstermiştir.
ODTÜ ve Hacettepe Üniversitesi'nde eş zamanlı olarak ulaşım zamlarını protesto eden 157 öğrenci gözaltına alınmıştır. Protesto için ODTÜ ve Hacettepe Üniversitesi'nde öğrenciler kampüs önlerindeki duraklarından otobüslere biletsiz binerek otobüsleri işgal eden öğrencilerin eylemlerini bastırmak için üniversitelere çevik kuvvet polisleri girmiş, Hacettepe Üniversitesi'nde otobüsün hareket etmemesi üzerine araçlardan inerek nizamiye kapısına yürüyen öğrenciler polis barikatıyla karşılaşmıştır. Hacettepe nizamiye kapısında polis tarafından 57 öğrenci gözaltına alınmştır. Aynı saatlerde ODTÜ'de de 100 öğrenci otobüs işgali yaptmış, otobüsün hareket etmemesi üzerine olay yerine polis gelerek örencilerin eylemine müdahale ettmiştir. Polisin müdahalesinin ardından otobüs Yıldızevler Polis Merkezine götürülmüş, sonuç olarak otobüs zamlarını protesto eden öğrencilerden 157'si gözaltına alınmıştır.[10]
Balıkesir’de artan yemek zamlarına karşı birçok öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilen “yemek yememek” şeklindeki içinde hiçbir şiddet unsuru olmayan protestonun ardından, bütçeleri zorlandığı için orada bulunan öğrenciler için soruşturma açılmıştır. Sürekli soruşturma ve gözaltılar nedeniyle, gerçek anlamda mücadele etmek ve destek vermek isteyen öğrencilerin de direnci kırılmaktadır. Bu metne Balıkesir Üni. tarafıdan eklemeler yapılırken dahi üniversite içinde ‘yaftalanma’ kaygısı duyulması, baskının boyutlarını göstermektedir. Öğrencilerin ailelerine telefonlar açılarak ‘çocuğunuza sahip çıkın’ gibi nasihatler verilmesinin yanı sıra işin en vahim boyutlarından biri; ‘oğlunuz/kızınız hastanede yatıyor’ gibi asılsız haberlerle ailelerin endişelendirilerek korku politikalarının üretilmesidir.
Ayrıca 12 Mart tarihinde Ankara Üniversitesi’nde "karşıt görüşlü öğrenciler arasında çıkan kavga" bahane edilerek bahçede bulunan ve polisin okula girmesine tepki gösteren 31 öğrenci gözaltına alınmıştır. Faşizm ellerinde satırlarla üniversite içinde kol gezerken; düşüncelerinden dolayı 8 öğrenci için keyfi bir şekilde okula alınmayacaklar listesi oluşturulmuştur. Kimlik kontrollerinde, konferans salonlarında, sınav girişlerinde öğrenciler özel güvenlik birimleri tarafından darp edilmekte; öğrenciler sürekli olarak “gözetleme kulelerinden” fişlenmekte, soruşturmalarla karşı karşıya gelmektedirler.
Sonuç olarak, özgür fikir platformu olması gereken üniversitelerin rektörlüklerinin bazı uygulamaları ilköğretim okullarını aratmamakta, her geçen gün bu yöndeki baskıların daha da arttığı üniversiteler, birer deney odası halini almakta ve öğrenci gençlik kıskaca alınmaktadır.
Bilinmelidir ki, belirtmiş olduğumuz bu olaylar, sadece son üç ay içinde yaşanmış olan ve halihazırda sürmekte olan olaylardır; ve bilinmelidir ki biz üniversite öğrencileri bu zor zamanların farkında, neyin doğru ve neyin yanlış olduğunun ve kimin yanında olmamız gerektiğinin bilincindeyiz...
Birliktelik elbetteki bizleri güçlendirecek ve bu baskı ortamında bizlerin sesini duyuracak en önemli aracımızdır. Bu bilinçle; sonuçlarından kaygı duymadan birarada olacağız ve arkadaşlarımızın yanında olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bu yıl 16. Sosyoloji Öğrencileri Kongresi’nde Van'da gerçekleştirdiğimiz bu ortaklık, gelişen tüm baskı ve yıldırmalara rağmen umuyoruz ki seneye de şu an tutuklu olan arkadaşlarımızın aramıza katılmasıyla güçlenecektir.[11]
Bu umudumuz ve birlikteliğimize olan inançla..
Akdeniz Üni., Ankara Üni., Balıkesir Üni., Çanakkale Üni., Ege Üni., Erzurum Üni., Galatasaray Üni., Hacettepe Üni., İstanbul Üni., Kars Kafkas Üni. Mersin Üni., Mimar Sinan G.S. Üni., Marmara Üni., Muğla Üni., Sakarya Üni., Selçuk Üni., Yüzüncü Yıl Üni.
Sosyal Bilim Öğrencileri



[1] İHD ve TİHV 2009 yılı İnsan Hakları Değerlendirme Raporu






[8] Boğaziçi Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Dicle Üniversitesi’nden sosyal bilim öğrencileri Dayanışma Metni’nden paylaşılmıştır.

0 Kuş Sesleri: