19 Ekim 2010 Salı

İzmir'den döndüm..








Sabah 7.30 itibariyle İstanbul'a döndüm. saat 9.02 doğruda eve geldim. Yolculuk sıkıntılıydı. Sevmiyorum bu tür uzun yolları. Popom acıyor sonunda. Neyse geçti şimdi. İzmir'de 3 gün boyunca şahane bir hava beni karşıladı. Gidip parkta simit ve çay ile kahvaltı ettik. Boyozun tadına baktım bu sefer İzmir'e gelişimde. Yalnız Şirince şarabı almayı unuttum. İzmir'de Seville birlikte hayatımda yapmadığım şeyleri de yapmış oldum. Kareoke bara gittim, mojito içtim. Ve karar verdim bana göre değil. ama yine de yaptığım için memnunum. bornova'ya gittik. Kordon'da yürüdük. Alsancak'ta içtik. Sinemaya gittik Balçova'ya. Ye, Sev Duat Et filmine gittik. Berbat bir film ama ne yapalım gittik. İzmir'de sinemaya gittim diyebilirim en azından. Ömer Usta'da kahve içtik. Kahve fincanda pişiriliyor. Sevdim, güzeldi. Seville sallamasyon bir fal baktık. Belki tutar.Neyse Efendim izmir iyiydi-hoştu. Atladım geldim. Bakalım sırada gezilecek nereler var. Kapısını bana açan herkesin yanına gidebilirim. O kadar sıkıldım ki. Artık ne yapacaımı bilemez hale geldim. Bir şeyler yapmam gerektiğini biliyorum fakat bir şey yapmıyorum. Kendimi bu tembellikten kurtarmam gerekiyor. boş vermişliğim başıma iş açacak. İzmir işi de bu boşvermişliğin bir sonucu. Artık düzelteceğiz. Şikayet etme devri bitti, zaman çalışma zamanıdır..

0 Kuş Sesleri: