11 Aralık 2010 Cumartesi

Ankara'dan arda kalanlar





Tolga Burkay'ı hatırlatarak ve dinleyerek yazayım dedim. Belki sizde okursunuz. Zaten öyle önemli şeyler anlatmayacağım. Salı günü 23.30'da Söğütlüçeşme'den Fatih Expresine bindik ve Ankara yolculuğumuz başladı. Yolculuk keyifliydi. Kızlar ilk defa tren yolculuğu yaptılar. Sabah 07.45 gibi Ankara Tren Garı'ndaydık. Ankara Sosyolojiden arkadaşlar bizleri karşıladılar ve yürüyerek DTCF'ye vardık. Sunumların olacağı saate kadar orta bahçede oturduk. Muhabbet ettik. Bu tür organizasyonların en güzel yanı yeni insanlar tanımak ve yeni yerler görmektir. Ankara bu ikisini çok yaşayamadığımız bir yer olsa da keyifle bize ev sahipliği yaptı.


İlk gün sunumlara girebildik. Can'da güzel bir sunum yaptı. Genel olarak iyiydi diyebiliriz sunumlar için. Fakat Bir kongre kıvamında olmadığını söylemekte zor değil. İlk gün katılım fazlaydı. Sabah ki oturum ayakta izlendi. Bu da genel bir alışkanlık olsa gerek. 2. gün daha az kişi olmasına rağmen iyiydi. 2. gün öğleden sonra sunumlara katılmadık. Kızılay'da zaman geçirdik. Biletlerimizi aldık. Saat 17.00 gibi benim arkadaşım geldi. Üç senedir onunla görüşmüyorduk. Akşam 22.00 ye kadar onunla zaman geçirdik. Sonra evlerinde kaldığımız arkadaşların yanına gittik. Nefes adlı barda Siya Siyabend konseri vardı.


Orada bir süre durduktan sonra ilerleyen saatler Passage adlı karaoke bara gittik. İlk defa İZmir'de gitmiş ve hiç beğenmemiştim. İşte hayalimdeki karaoke bar burasıydı. Gerçekten iyiydi. Sahneye çıkıyorsun. İçerisi bir film ortamını andırıyordu diyebilirim. Millet fazlasıyla içmiş ve birbirine yumulup duruyorlardı. Olsun. Bir de Ankara'da sigara içme rahatlığına şaşırdım. DTCF'de rahat rahat bunu yapabildik. Bizim oralarda biraz zor ama neyse.
İşte oradan ayrıldık ve gece 01.00 gibi eve vardık. Muhabbetimizi ettik ve yattık. Cuma son günümüzdü. O gün pek bir şey yapamadık saat 15.00 e kadar evdeydik resmen. Kahvaltı ettik toplu bir şekilde, kadın programımızı izledik, üzerine konuştuk. İlginç gerçekten. İzlememek elde değil. Saat 16.00 gibi okula gittik. Tanıl Bora'nın Türkiye'de Gençlik Dergileri söyleşisi vardı onu dinledik. Aslında tamamını dinleyemedik. Bir gün öncesinden konuştuğumuz üzere Alptuğ arabasıyla gelmişti ve biz erkenden çıkmak zorunda kaldık. Evdekilerle doğru-düzgün vedalaşamadık, iyi olmadı doğrusu. Neyse artık başka bir zaman geldiğimizde tekrar görüşebiliriz umarım. Alptuğ bizi bowling oynamaya götürdü. Ben hayatımla eş oldum fakat ilk oyunumuz pek iyi bitmedi. Tabi kendi açımdan bakarsam fena oynadım sayılmaz. Oradan çıktık tren garına gittik. Tren saatinin gelmesini bekledik. En nihayetinde yolculuk sona erdi. Sevgili ile çıkılan yolculuk, eğlence, 4 gün boyunca beraber zaman geçirmek, bir şeyler paylaşabilmek. Bunu sonunda yapabildiğim için mutluyum. Herkesin başına. Sevgi yan yana yaşanması gereken bir şey. Bunu bir kez daha anladım...

0 Kuş Sesleri: