15 Aralık 2010 Çarşamba

Kış


Eski zamanlar güzeldi. Kışın Şarköy'de ki evimizde sokaktan geçen bozacının sesini duymayı beklerdik. Sıcak sıcak ne güzel içilirdi o boza. Hatta hatırlarım da kendi bozamızı yapmayı denemiştik. Olmamıştı ama yinede bitirmiştik. Üzerine tarçın, yanında da leblebi varsa daha ne ister ki insan. Ha! belki sıcak bir sahlep olabilir. Kışın en güzel yanı işte. Bak bir şey daha geldi aklıma. İstanbullular bilmezler pek. Bilirler mi yoksa? Biz Şarköy'de sobanın üzerinde kestane pişirirdik. Ne güzel olurdu ama. Böyle kabuklarını soyarsın. Ağzına atarsın. annem bir de meyve soyardı bize. Genelde yemezdik ama olsun arada uğradığı olurdu midemize. Güzel geliyor bana eski günler. Ananem bir köşede oturur örgüsünü örerdi. Herhalde pişman olduğum tek bir şey vardır o günlere dair hele de kış aylarında ananemde kalmaya gitmezdim. Zor gelirdi. Aslında bir ara hatırlıyorum da sırf ananem yaşlandı, ölecek gidecek kadın gideyim kalayım diyerek gittiğim olurdu. Ama çok kez yapmadım. Özledim onu da. Sanırım benim çocukluğumun kışının en özel şeyiydi o. Nerede o eski kışlar.. İsteyen varsa boza ve sahlep içelim..