21 Eylül 2011 Çarşamba

Kadın ve Çocuk Taraftarlara Saygı Duruşu


Dün akşam ki Fenerbahçe-Manisaspor maçı 1-1 sona erdi. Fenerbahçe'nin onca eksiğine rağmen kazanabileceği bir maç oldu aslında. Kötü de oynadı. Maçın 15. dakikasında, o yıllardır görmekten bıktığımız, takımın Sabri'sine dönüşen Selçuk'un sakatlanması bile şu an büyük kayıp. M.Topuz, geçen hafta sakatlandı. Emre Belözoğlu, Gökhan Gönül, Orhan Şam, Serdar Kesimal gibi eksiklerimiz var ve bunların çoğu Milli Takım oyuncusu. Aslında bunların dışında en büyük eksiklik de Lugano! Çünkü onun yerine kimse alınmamış görünüyor şu an! Geçen sene neredeyse hiç oynamayan Bilica ile oynuyoruz. Ama şu an için Lig'de yeterli bir kadromuz olduğu aşikar. Henry B. (soyadını yazmak zor geldi) takıma alıştıkça ve oynadıkça faydalı olacaktır. Aslında dün çıkılabilecek en iyi kadrolardan biriyle çıktık sahaya. Tabi Kocaman'ın, Stoch, Sezer gibi oyuncuları da unutmaması gerekiyor. Böyle anlarda onları kullanmayacaksa ne zaman kullanacak diye soruyor insan. Özellikle Sezer'in dün ki maçta oynaması gerekiyordu. Selçuk'un yerine alabilirdi en azından. Yapmadı. Gökay da bizim için gelecek vaad eden ve fazlasıyla yetenekli bir oyuncu. Daha iyi olmasını umarım. En nihayetinde Fenerbahçe hakemin son dakika da ofsayt diye saymadığı bir golü vermemesiyle (gol diyorum, çünkü bal gibi gol!) 2 puan kaybetti. Bunu önemsemiyorum açıkçası. Ama alabileceğimiz bir maçı 1-0 önde ve rakip 10 kişiyken bu şekilde tamamlamak üzücü. 11 günde 4 maç oynayan bir takım için de ayrı bir güçlüğü var tabi bu durum. Her neyse Maç hakkında ki fikirlerim bu kadar.



Dün ki maç Lig Tarih'i açısından da bir başka ilke sebep oldu. Fenerbahçe 3 maçlık cezasının 2.sini bu maçta kullandı. Fakat TFF'nin 12 yaş altı çocuklar ve kadınlar bu maçları ücretsiz izleyebilecekler uygulaması ile Şükrü Saraçoğlu 40.000 Fenerbahçe'li kadına ve çocuğa evsahipliği yaptı. Sanırım ceza almadan bile tribünlerini bu derece yoğun dolduramayan takımlara da mesaj verilmiştir. Sürekli Fenerbahçe'ye laf sokan, şikeci damgasını dilinden düşürmeyen pek sevimsiz Petit'in blogunda Yasemin Yıldırım bu konuyla ilgili çok da güzel yazmış Tıkla Burada bu karara söylenecek çok şey var aslında. Güzel yanlarını da görmüş olduk. Ama pozitif ayrımcılık altında, her kötülüğün altında erkekler vardır anlayışı da böylece hortlamış oluyor. Keşke bu cezaları farklı şekilde azaltabilsek, değerlendirebilsek. Stadlar da kadınların ve çocukların varlığını artırmak için böyle şeylere gerek olmasa. Bu uyguluma her ne kadar benim gözümde kadın-erkek farklıdır, demeye çalışılarak alel acele başlasa da en azından boş tribünler yerine oynanmasından iyidir. Ama dedik ya hem erkekleri, hem kadınları başka pozisyonlara sokan anlamlar içerdiğini de düşünmek gerek. Sanki maça sadece erkekler gidebilirmiş ve kadınlar ancak bedava ve ceza olunca maça giderlermiş gibi olması, sanki bu uygulamanın bir tür ceza indirimi gibi, iyi niyet nağraları atılarak yapılması çok dengesiz bir durum. Ama benim burada başında da dediğim gibi o stadı her ne şekilde olursa olsun dolduran herkes "çok şukela" iş yapmışlardır. Helal olsun! Nasıl organize olunur, Fenerbahçelilik nedir ortaya konmuştur ve konacaktır da! Tabi günlerce kadınlar üzerinden ofsayt geyiğine girilmesi de başka bir mesele. İlk böyle de bizi buluyor. Zira o dalga geçen takımların da elbet bir gün (gönül istemez gerçekten) ceza alacağı malum. Onlarla da iki dalga geçilir bu muhabbet kapanır. Ama uygulamının sakat yönleri olduğu aşikar, bunun üzerinde daha çok çalışılmalı.

Yine Yasemin Yıldırım çok güzel demiş. 61. dakika da gelen küfürlü tezahüratı! Yıllarca Fenerbahçe'ye küfredilirken, bunu TS, GS, BJK tribünleri hala yapmaya devam ederken, burada ki manidar (tabi küfür etmeyi övmüyorum, hoş değil ama ortada yıllarca devam eden bir şey var) küfürü bile "işte sizin kadın taraftarlarınız böyle" diye aşağılık bir dil kullanan herkese PAKPEN girsin. Arivvaaa Derci!

0 Kuş Sesleri: