26 Ekim 2011 Çarşamba

Çok Severdi Onu



Onu çok severdi. Günlerini onsuz, ondan ayrı geçirmeyi sevmezdi, yapamazdı. Onu dinlerdi hep, o da onu dinlerdi. Bazen birbirlerine sevgi sözcükleri söylerlerdi. Bazen bağırırlardı birbirlerine ama hiç sevgileri tükenmezdi. Birbirlerinden hiç ayrılacakmış gibi değillerdi doğrusu. O, onu bırakmazdı ki. Gitmesine izin vermezdi. Çünkü onu çok severdi.

Her gün eve onu görme hevesi, heyecanıyla gelirdi. İşten çıkmayı dört gözle beklerdi. Kapı deliğine anahtarı soktuğunda ve içeri girerken onu arardı gözleri.. Hemen yanına gider sımsıkı sarılırdı... Beraber göğüslerlerdi zorlukları... Onu hiç yalnız bırakmazdı. Yine oturur konuşurlardı karşılıklı, birbirlerine anlatacak çok şeyleri olurdu her gün.. Hafta sonları sahile giderlerdi.. Kumsalda birbirlerine söylerlerdi sevgi sözcüklerini..


O, onu çok severdi. Yine işten geldiği bir gündü. Kapıyı açıp içeri girdiğin de, bir şaşkınlık, bir telaş belirdi yüzünde. Hemen odaya gitti, ona baktı, diğer odalarda da yoktu.. Her yer darmadağınıktı. Polisi aramak istedi önce, yapmadı vazgeçti. Yoktu, gitmişti. Hiç gitmeyecekmiş gibiydi halbuki. Bir yere oturdu başını ellerinin arasına aldı, kederliydi. Artık günler onsuzdu, bunu düşünmek bile acı vericiydi. Çünkü onu çok severdi.

İşten birkaç gün izin aldı, her şey o giderken ki gibiydi.. Dağınık, darmadağınık... Ondan kalan tek şey bir fotoğraftı. Ardında bıraktığı tek şey. Sahilde çekilmiş bir fotoğraftı. Yaşlı bir amca çekmişti o fotoğrafı, hatırlıyordu.. Rica etmişti o fotoğrafı çekmesini. O yaşlı amcayı bir gün yine gördü, sahilde; o kederli günlerinde. Amca yanındaki banka oturmuştu. Tanımıştı amcayı öyle bir baktı selam verdi hafifçe. Amca da onu tanımış olmalıydı.. O şu anda sadece eski günleri yad ediyordu, özlemişti onu. Çünkü onu çok severdi..

Yaşlı amca gazetesini katlamış, kucağına koymuştu. “Evlat, nerede gitarın; çalmıyor musun artık?” dedi yaşlı amca. Hüznü daha da belirginleşti bu soru üzerine. “Yok amca, gitti o; yok artık.” diye cevaplarken bu soruyu, anladı yaşlı amca, bir şeyler var. “Nereye gitti evlat, n'oldu” demekten de alamadı kendisini... Zorla cevapladı. “Hırsız girmiş evime, her şeyi almış, o da gitti, yok artık.”

Sessizce durdular daha sonra. Alamaz mıydı yeni bir gitar kendisine, gayette alırdı.. İyi bir işi vardı.. Çok şeye sahipti. Ama o farklıydı. Annesi on beş yaşındayken almıştı ona onu.. O günden beri de bağlanmıştı ona, tam on beş senedir beraberdiler. Alamazdı artık yeni bir tane, hem annesinin hatırası vardı onda.. Birazdan yaşlı amca ayağa kalktı. “Üzülme evlat, hoşça kal” dedi. Ağır adımlarla yavaşça uzaklaştı yanından.. O ise şimdi sessiz yalnızlığıyla baş başaydı. Uzaklara baktı bir müddet, bir vapurun sahile yanaşma düdüğüyle irkildi, ayağa kalktı. Elleri cebinde sahilden uzaklaştı o da, ağır adımlarla.

not: 05.10.2008 de yazılmıştır. bol kandırmacalı bir anlatı işte :)

0 Kuş Sesleri: