25 Aralık 2011 Pazar

Tam Bir Şey Diyecektim Unuttum, Sonra Böyle Oldu!

Hızlı yaşamak diye bir şey var. Tamam, bildiğinizin hatta yaşadığınızın farkındayım. Ama pek anlamlandıramıyorum. Böyle soyut şeyleri düşünmekten haz mı alıyorum bilmiyorum. En azından son beş senedir daha gerçekçi bir bakış açısı geliştirmeye çalışıyorum kendime ama yine de 'zaman' denilen, o hissedilen ama geçişi bir türlü fark edilemeyen kavram beni yoruyor. 


Temsili bir fotoğraf ile "hızlı yaşamak" ile ne demeye çalıştığımı açıklayayım. Büyük bir ihtimalle de açıklayamayacağım. Kendi çapımda saçmalamış olacağım ama içimde kalacak yoksa. Böyle bir fotoğraf karesine girebilecek miyim? Çok da hatırlamıyorum ama mutlaka olmuştur. Ama işte benimkiler sadece görüntüden ibarettiler. Yani herhangi bir kalabalığın arasında o an için (30 saniyelik bir andan bahsediyorum) toplanan bir gruba dahil olarak çekildiğim fotoğraflar mevcut. Sırf fotoğraf olsun diye işte. Ama buna gerçekten sahip olanlar var. Varsınız. Dostlar. Hatta aa dostlar! Yahu yorulmuyor musunuz? Hani içmek, yemek, sıçmak, uyumak falan. Tamam çok da zeki adamlarsınız. Ama nereye gidiyoruz? Cidden diyeyim ki sizi aylardır içki içesim yok. İçtiklerim de azıcık bir şeydir. Hey! Çok mu saçmaladım? Neyse. Aslında örneklerle donatarak böyle saçma salak yazacaktım. Unuttum da ne yazacağımı. Planlamadan yazınca böyle oluyor. Aslında işin özünde demek istediğim şey, "çok kıskanıyorum sizi" olacaktı. Ama diyemedim. Benim de süper dostlarım var. İyi de zaman geçiriyoruz. Acayip gülüyoruz. Yaratıcı şeyler de yapmıyor değiliz hani! Ama bir şey eksik. O "party time" olayına bir türlü giremiyorum. Böyle her an 'uçuk' bir şey yapma ihtimalimiz varmış gibi gelmiyor. Ama siz! Sanki! Öyle! Yani!  Hımmmm.... Nasıl desem bilemedim işte. Hep öyleymişsiniz gibi. Hep içiyoruz. Hep eğleniyoruz. Hayat şahane. Çok da fifi gerisi der gibisiniz. Siz derken, yani siz. Hepiniz değil. Siz işte. Kendinizi biliniz. 

- Ay dün reynadaydım, sütüdyolayvdaydım, çok yakışıklı bi çocuk vardı. Tanıştık. İçtik. Telefonunu aldım.

- Abi akşam ki partiye gelecektin. Of ya! Acağip ortam vardı. Şenliği kaçırdın..

İşte böyle olanlar. Aslında böyle olmayabilirsiniz. Ya da böyle konuşmayabilirsiniz. Ama hani o fotoğraflar var ya! Aha onlar da ki hal ve tavırlar, bana böyle konuşuyormuşsunuz hissi veriyor. Bunu olumsuz bir eleştiri olarak söylemiyorum. Sadece bunu nasıl -sürekli- yapabiliyorsunuz? Merak ediyorum, o kadar. Az çok kavrayabilmekle beraber uzak geliyor. Sıkıcı geliyor. Sorgulamadan yaşamakmış gibi geliyor bana. Zaten içki sofralarında hayatını, toplumunu, dünyayı sorgulayan biri değilim. Aksine en sessiz olduğum anlardır. Bilen bilir. İçiyorsan ya ağlarsın, ya gülersin. 

Demin bir an tıkanmıştım ama şu an da aksine öyle devamlı bir şekilde yazabilirim gibi geliyor. Yok yeterli bu kadar. Ne demek istediğimi anlatamadım. Bu da benim ayıbım olsun. Öyle yazasım geldi yazdım. Yine buraları güzelleştiririz. En kısa zamanda. Doctor Who izliyorum bu aralar. İşten çıktığım için rahatım. Okumaya da başladım bir şeyler. Hız kazanacaktır, eminim. Film izleme seanslarına da gireceğim en yakın zaman da. Sonra yazmaya başlayacağım. Şu kafa biraz daha rahatlasın.

Hoppa!

0 Kuş Sesleri: