14 Ocak 2012 Cumartesi

24+6= 30 (çok az kalmış hissi)



Hani bayıldığım bir müzik tarzı değil belki ama 5 kişinin bir araya gelip yaptığı şu iş, beni heyecanlandırıyor. Ortaokuldayken gitar merakım had safhadaydı. Ortaokul sonda bir gitarım da olmadı değil ama anne ve babanız gitarı aldıklarında işlerinin bittiğini düşündükleri zaman, pek de ilerleme kaydetmeniz olası görünmüyor.
Yine de bazı bazı gitarımı elime alıp, Özer'in öğrettiği bir kaç akora basıp, işe yarar olmasa da kulak tırmalamayan sesler çıkarmak ve hatta üzerine sözler söylemek hoş oluyor. Lisedeyken Yılmaz diye bir arkadaşım vardı. TAL'daki ilk senem ve Yılmaz hemen arka sıramda oturmaktaydı. Bir gün okula elektro gitarını getirmişti. 8 yaşında bağlama çalarak başlamış. Ya da o yaş civarlarında. Sonra gitar ve ardından elektro gitara kadar gitmiş. Hatta arada facebook'ta yaptığı kayıtları paylaşıyor. Hatırlıyorum da Metallica'nın bir şarkısının akorlarını çıkarmaya çalışıyordu. O hiçbir yere bakmadan akor çıkarmaya çalışırken, ben gitarı nasıl tutacağımı bile bilmiyordum. Hayranlık uyandıran şeyleri sadece izliyor olmaktan memnun olduğum kadar bu durumdan nefret ediyorum. Umarım size de böyle oluyordur. Bu işi bir kıskançlık gibi düşünmekten öte neden bunu ben yapamıyorum ya da yapmıyorum sorusu, beni derinden etkiliyor. En güzel sözleri ben söyleyebilseydim. Sevdiğim en güzel melodi benim zihnimden dökülseydi keşke. İstemek güzel şey en nihayetinde fakat biraz uğraşmak gerek. Üniversiteye başladığımda bir gitar kursu bulmuştum. Tophane civarlarında. Bir grubun solisti verecekti. O zaman 30 liraydı ders başı ve biz 6 kişi gidip, kişi başına 5 liraya ders alacaktık. Ben ilk dersime gittim ve bıraktım. İşte sorun burada. Hani anneme, babama bok atıyormuş gibi oldum ya biraz önce. Aslında onu attım bile. Çünkü 18 yaşına gelmiş birinin istekleri, 10 yaşındakinden farklı olacaktı. Yıllarca elimde köhne bir vaziyette bekledikten sonra benim onunla yapacağım pek bir şey yokmuş gibi geldi bana, o ilk dersin ardından. Üzerinden 6 sene geçmiş. Ve şimdi kendimi suçlama anı; "Olum altı sene boyunca şu gitarı eline alsaydın, sağdan-soldan bakıp bir şeyler yapmaya çalışsaydın, fazlasıyla yol kat ederdin" Evet, yapsaydım olurdu. Yapmadım işte. Ve 6 sene sonra bunu 12 sene için söyleyeceğim. Değişen bir şey olmayacak. Sanırım yapmamız gerekiyor. Ama öncelikle ne yapmak istediğimize karar vermemiz lazım. 6 sene sonra 30 yaşıma gireceğimi bilmek pek iç açıcı değil doğrusu ama gerçek olan bu. Bazen kafam çok karışıyor. Size de öyle olmuyor mu?

6 Kuş Sesleri:

koçum insan eğer bir şeyi çok isterse, bunu her yaşta yapar. 30unda gitarda öğrenir, yabancı dilde, bisikletiyle dünya turuna da çıkar. önemli olan bahane bulmak, birilerini suçlamak değil. ne istediğini bilmek. biz türkler hep bahane üretiriz, batılılar 18 yaşından sonra sorumluluk alır, çalışır, üretir, özgür birey olmanın keyfini çıkarır. bir mimar sinanlı olarak sana söyleyeceklerim bunlar, gerisi sana kalmış dostum

zaten bende bu noktada kendimi eleştirdim yazının sonunda. bahsettiklerinde haklısın esasında ama konunun derinlerine inemediğinden, batılılarla kıyas yapma hevesindesin :) artık her kimsen dostum..

Ben çok beğendim ki, haklı ve yerinde bir eleştiri bu... en nihayetinde benimde 5-6 senelik ihmallerim gözüme batmasa da her sene ''gecen sene bunu yapmalıydım'' pişmanlığını yaşatıyor yeni yılın değerlendirmeleri...
;)

Neyse ki elimizde yaptıklarımız var ki, yaşıyoruz :)

Öğrencilerimizi farkında olmadan izler olduk. Mimar Sinan kültüründen yetişmiş her öğrencimizin, hayata pozitif bakacak şekilde yetiştiğini düşünüyor ve umuyoruz.
Gençlik dediğin şey çabuk geçiyor, 20-30 arası bir çok şey hayal eder, yapmak isteriz. Yaşımız 30'u geçtiğinde (benim gibi) geriye dönüp baktığımızda hayallerimizin büyük bir bölümü, "çöp kutusuna" gitmiştir. Gençken maymun iştahlı oluruz. Çabuk başarı yakalamak isteriz. Yapmak istediklerimizi yapamadıkça,bu işin sorumlusu olarak ya aile bireylerinde hata ararız, ya arkadaş grubumuzda, ya hocalarımızda. Kendimize toz kondurmayız. Oysa, şu gençlik çağlarını daha planlı, daha istekli, daha gerçekleştirmeye, koparmaya dönük yapmaya çalışsak, geçen zamanın sonunda hayalleirmizin, isteklerimizin bir çoğuna ulaşmış olacağız.Eğer bir bilgisayar programcısı, web tasarımcısı, internet üzerinden bir şirket yani iş yapmayacaksak, zamanımınızın büyük bir bölümünü buralarda harcamamayı,gündüz saatlerinde uyumamayı bir genç kendine prensip edinmeli. Batılı veya uzakdoğulu çoğu genci izleyin, hayallerinin peşinden giderler, başka kültürleri öğrenmek için uluslararası gençlik kamplarına giderler.
Lafı uzatıp ukalalık yaparak daha fazla sıkmadan sizleri ayrılayım.

Batılı ve uzakdoğulu gençler dışındaki bütün kısımlara katılmaktayım. Yazıda da ailemi bir şeylerden sorumlu tutarken bunu 15 yaş civarıma atfen yazmıştım. İşin biraz da kültür meselesi olduğunu varsayıyorum hocam :) Vakti zamanında babam bana, bak senin yaşındakiler yurtdışına gidiyor, bak şu siteye gir bir sürü bilgi var, sen niye yapmıyorsun diye bir sürü laf söylemişti. Tamam dedim bakayım. Çünkü gitmek, görmek, gezmek benim hayallerimin bir parçası. Hele de keşfetmek, yeni insanlar tanımak. O zaman da 18 yaşındayım. Hani hayata daha yeni başladığım zamanlar aslında. Araştırdım ve öyle bedava gitme gibi bir durum yok. Babamın bahsettiği şey Work&Travel idi bu arada. Ama dediğim gibi bedava gidilmiyor. Dedim babacım, o senin bildiğin gibi bedava değil, tamam azıcık yardım et de gideyim. O günden sonra ağzını açmaz oldu. Ve ben sabırlıyımdır aslında. Her şey hemen olsun diyenlerden olmadım. Ve aslında herkesin, diğerlerinin bilmediği bir çok sıkıntısı vardır, bazı olmayanların sebepleri de bunlardandır. Ben artık yapamadıklarım için ailemi, arkadaşlarımı, hocalarımı suçlama dönemini çoktan arkamda bıraktım. Bazen geçmişte yapmadıklarıma hayıflanmıyor değilim ama yapabilmek için uzun bir sürecin başında olduğumu da hissediyorum :) yapılamayacak hiçbir şey yoktur sanırım. Ve teşekkürler. Okuma zahmetine girdiğiniz için. En nihayetinde kişisel bir blog ve sıkıntıları aktarma yöntemi. Belki kağıda yazıp kendime saklamaktansa, burada sizin veya başkalarının da fikirlerini almama yarıyor böylesi.