20 Ocak 2012 Cuma

Bir 19 Ocak Daha Geçti!

Hrant Dink öldürüldüğünde, tabanı çatlamış ayakkabısıyla yerde yatarken ben 19 yaşımdaydım. Katil anında yakalandı. Suçlular hemen tespit edildi! Bitti mi? 5 yıl olmuş, 10 yıl olacak. Ve hatta daha da fazlası. Bitmeyecek. Hrant Dink'in ölümü diğer faili meçhuller gibi karanlık odalarda saklanılmak istense de, buna izin vermeyecek bir kitle doğdu, doğuyor ve doğacak. Her ne kadar eylem 'kafası' ile sorunlarım varsa da, binlerce insanın orada var olması, Dink için, ondan öncekiler için ve gelecek için bir vücut oluşturması önemli. Orada yürümek, bütün kimliklerinden, yanlılığından, taraftarlığından, partizanlığından sıyrılmayı da gerektiriyor diye düşünüyorum. Ve orada var olmanın en önemli yanı unutturmamak için olmalı. Sessizce korumak inancı. Pek de söyleyecek bir şeyim yok aslında, her zaman olduğu gibi söylenen söylendi çoktan. Orada var olmamın hüznüyle çektiğim - bilindik kareler olsa da- fotoğraflar aşağıda.

"Sessizlik, en büyük haykırıştır" - Friedrich Nietzsche












0 Kuş Sesleri: