2 Aralık 2012 Pazar

Özledim Eğlenmeyi!

Eğlenmeyi özledim!

Dostlarla eğlenmeyi. Benim bu aralar yapamadığım, -ki dostlarımın da bu konuda sıkıntıları var- ama diğerlerinin yaptığı o şey. 

Gülüp, eğlenmek. Anın tadını çıkarmak. İçmek, biraz çakır-keyf olmak. Fotoğraflar çekip durmak. Bandista konserinden çıkmak mesela. Leyla Teras'ta içmek. Yeni insanlar tanımak bu yerlerde. 
İçerideki pahalı içkiden önce, dışarıda bi şişe votkayı devirmek mesela. Emek Sineması için sokakta toplanmak, biranı eline alıp Sultan'ı izlemek. Taksim sokaklarında yürümek şuursuzca. Bi anda onlarca dostla bi masada buluşmak ardından.

Sabahlamak. Sabahı zor etmek, edip çay ve börek yemek. 

Para kazanma derdine düşmemek. Umarsız olabilmek. Düzensizliğin batmadığı anların bolca olması. Özgür hissetmek aslında, o kapalılığın ardında kendini. 

Arada Beşiktaş'ta çay içmek Çınaraltı Çay Evi'nde. Sigaramızı da sarmak bi yandan. yine bi anda toplanmak dostlarla. Cemal abi kapatana kadar orada olmak. Onun kapatmasının ardından sahile gidip, çimlere uzanıp biraları tokuşturmak. Arada Bahçeşehir'in işgal ettiği alana bakıp biraz da küfretmek. Ama sevmek, tadını çıkarmak.

Ah şimdi hatırladım. Beşiktaş kampüsü de yok artık. O yüzden okul çıkışı toplanmak, tesadüfen karşılaşmalarda bitti orada. Zaten yaşlanıyor muyuz neyiz? Pek tanıdık da kalmadı ortalarda.

Cidden ama cidden, özledim eğlenmeyi!

3 Kuş Sesleri:

O değil de Fındıklı kampüsü otel olacak diyorlar? Kesinleşmiş artık diyorlar. Demeseler keşke. Beşiktaştan sonra Fındıklı elden giderse denizle bütün ilişkimiz kesilecek. Bazılarının sırf bu yüzden okula girmeye çalıştığını unutmamak lazım.

Kuytu köşelere ittiriyorlar bizi. Sesimiz de çıkmıyor. Üzülüyoruz işte.

Uğurcum sen bi de beni düşün. Bilirsin ay olmayı bu haldeyken. Ama sana dedim toplaşmak şart.