29 Mart 2008 Cumartesi

Nerdesin

Nerdesin

Mendilde saklı gözyaşlarım
Ellerini sardığım ilk gün, dün gibi
Riya yoktu sevgimizde
Ve sen gittin bana sormadan
Ellerin nerede sevdiğim, nerede!


M.H. ithafen :)

28 Mart 2008 Cuma

Tesadüfler!

Teoman
Tesadüfler
daha gerçek yalanların doğrularından

o yüzden boğuluyoruz
bir bardak suda fırtınadan
zaman beni ben zamanı öldürüyorken
tuttum nefesimi atmaya seni beynimden
ama o zamanda kalbim boşa dönüyor
hep sana atan bir yürek
nasıl inansın bunca
tesadüfler nasıl açıklansın
bana bunca zaman sonra bunu hissettiren
öylesine bir rüzgar olamaz kalbime esen
dünle bugün arası
sanki daha uzun hayatımdan
hiç kimseye mektup yok,ölmüş insanlar ölmüş insanlar
insansızlıktan..


Tesadüflere inanır mısınız? Tesadüflerin bütün hayatımızı alıp götürebileceğine, bizi ardında sürükleyebileceğine yıllarca ve hatta ömrümüzce... Ya olmasaydı deyip durduğunuz oldu mu hiç? Olmuştur mutlaka; hayatınıza yön veren küçücük birşey. Sınavda bir soru yapamayıpta başka bir okulda okumak, o gece dışarı çıkıpta hayatınızın kadınıyla karşılaşmak, oynadığınız sayısal kuponunu yatırmayı unutupta kazanamamak v.b.

Milan Kundera; Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği'nde Tomas ve Tereza'nın tanışma hikayesini şöyle anlatır;
" ...Rastlantı bu ya, yedi yıl önce Tereza'nın yaşadığı kentin hastanesinde çetin bir nörolojik vaka görülmüştür. Prag'da Tomas'ın çalıştığı hastanedeki başcerrahı konsültasyona çağırmışlardı ama rastlantı bu ya, Tomas'ın çalıştığı hastanediki başcerrah siyatik ağrıları çekiyordu. Kıpırdayamadığı için yerine Tomas'ı gönderdi, taşradaki hastaneye. kasaba da bir kaç otel vardı ama rastlantı bu ya, Tomas'a Tereza'nın çalıştığı otelde oda ayırdılar. Rastlantı bu ya, treni kalkmadan önce otelin lokantasında oyalanacak kadar boş zaman buldu Tomas. Rastlantı bu ya, o gün servis sırası Tereza'daydı ve gene rastlantı bu ya, Tomas'ın masasına Tereza bakıyordu. Sanki kendisinin pek niyeti yoktu da, Tomas'ı Tereza'ya doğru iten bu altı rastlantısal olay olmuştu. Prag'a Tereza için dönmüştü. Dayanağı böylesine rastlantısal bir aşk iken, kişinin yazgısını böylesine yönlendirebilen bir karar; yedi yıl önce başcerrahın siyatik ağrıları tutmamış olsa bugün varlığından söz edilemeyecek bir aşk. Ve işte o kadın, mutlak rastlantısallığın cisimleşmiş biçimi olan o kişi, yeniden yanına uzanmış uyuyor, derin derin soluk alıyordu..."

Tesadüfler onları birbirlerine sarılıp uyumaya sürüklemiştir işte. Biraz etrafımıza baktığımız da aynılarını hatta çok benzerlerini de kendimizin yaşadığını göreceğizdir mutlaka. Sadece biraz dikkatli bakmamız lazım. Acaba kendi tesadüflerimizi yaratabilir miyiz? Tabi ki hayır, diyorum. Hayır çünkü eğer tesadüf yaratabilseydik o tesadüf olmazdı; olamazdı. Orda değil de başka bir lokanta da zaman geçirseydi, bir bira içmek için başka bir yere gitseydi kesinlikle olmayacaktı evet ön ayak oluruz yaptıklarımızla ama asla tesadüf yaratamamız mümkün değildir. İşte öyle ki hiç bir planın olmadığı ve hatta bütün planlarınızı alt-üst edenlerdir tesadüfler.

Şimdi biraz bakının çevrenize, yanınızdakilere, yaşadıklarınıza ve görün ne kadar çok tesadüf ürünü olduklarını... Ve son bir şey tesadüflerinizi yaşamaktan korkmayın...

23 Mart 2008 Pazar

BÜYÜK AŞK

BÜYÜK AŞK

Ben seni nasıl ki, nasıl ki ben seni
Bir zamanlar
Büyük bir aşkla sevdiysem
Bugün şimdi, bugün şuan
Ben seni, ben seni
Büyük bir aşkla sevmiyorum

Nedeni yok ki, hiçbir nedeni
İşte geldi ve geçti
İster rüzgar de, ister fırtına
Ama sonuçta bitti
Yani şimdi ben seni
Büyük bir aşkla sevmiyorum.


17.03.2008