25 Temmuz 2010 Pazar

Almanya GP

Yaklaşık 1.5 ay önce bir yazı yazmıştım Kanada GP'si sonrası. Tıkla Gör . Bugün ki Almanya GP'sinde Ferrari duble yaparak öngörülerimi haklı çıkardı. Bunun yanında Massa'nın 1.liğinin engellenmesi de başka bir konu. Bundan sonra Macaristan GP'si var. Söylenenlere göre Ferrari'nin orada da hızlı olması bekleniyor. Bu demektir ki "Kırmızılar" geri döndü. İzleyelim ve görelim.

24 Temmuz 2010 Cumartesi

Hangisi?

Hangisi daha kötü bilemiyorum. Berbat bir yaz tatili geçiriyorum. Tatil demek de doğru değil. Boşa geçen zamanlar silsilesi. Soruyorum kendime "Hangisi daha kötü?" diye.

*Sevdiğim kadının benden ayrılması mı?
*Kitap okumadan geçen bunca zaman mı?
*Düzensiz bir hayata sahip olma ve sığıntı gibi yaşamak mı?
*Boşu boşuna okulu uzatmış olma mı?
*Paramın olmaması mı?
*Yalnız, mutsuz ve sinirli olmam mı?
*10 aydır Şarköy'e gidemem mi?
*15 aydır babamla konuşmamam mı?
*Ailemin bana destek vermediğini görmek mi?
*Salak bir ehliyet için ve hem de işime en yaramayacağı zaman da yazımın berbat geçmesi mi?
*Bununla beraber direksiyondan kalmam mı?
*Geleceğimin belirsiz olması mı?
*Başarılı olma duygumun yitip gitmesi mi?
*Hatta başarısız olmam mı?
*Hayata küsmüş olmam mı?
*Çok sigara içiyor olmam mı?
*Hiç bir şey yapamıyor olmak mı?

Bu liste böyle uzayıp gider ya. Cevap yok hangisi daha kötü. Hayatımda şuan iyi giden hiç bir şey yok. Ben böyle bir şeyi hayal bile edemiyorum şuan. Ne var ki? Yok işte. Boktan bir adamım ben. Ve sen, ve siz hepinize teşekkürler...

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Aşk Nereye Kadar

Aşk dediğimiz şey bir gün bitiyor sanırım. Onun yerini koca bir boşluk alıyor. Karşılıklı ya da karşılıksız aşklar, hepsinde böyle. Sonsuza kadar süren bir aşk var mı ki ? Aşk Nereye Kadar? Sanırım gittiği yere kadar. Herkes ne kadar sabreder, ne kadar dayanabilirse buna. Aşk zor iş gerçekten. Burada defalarca tekrarladım zaten bunu. Aşk adamı ne yıpratır ama hayata da bağlar. Yaşama sebebi değil midir ? Bence öyledir. iyi-kötü demeden aşk yaşama bağlar insanı. Herkesi bu sebeple yaşama bağlanmayı, onu sıkı sıkı tutmasını öneririm. Ardından şu güzel parçayı da dinlemesini.

Basına Basın

Şu "magazin" denilen şeyi anlamamaktayım. Kimsiniz arkadaşım siz. Basın mısınız? Bir gün gelir biri de size basar. Basın kelimesi sanırım buradan geliyor. Gidin insanların en mahrem anlarını "basın" Genel müdürler falan böyle emrediyor herhalde. Şimdi son günlerde Şahan Gökbakar ve Berrak Tüzünataç arasında geçenler baya baya malzeme olmuş, bu zırtapoz kesime. Birileri savunuyor, birileri yeriyor. Beni onların ne yaptıkları ilgilendirmiyor. Hayat onların. Ama siz kimsiniz ki bu insanların evlerini gözetliyorsunuz. Yahu ben gitsem gözetlesem hapse girerim yahu. Ama ben "basın" ım dediğiniz de gözetleme hakkınız oluyor. Ama ben gazeteciyim dediğiniz de yazma hakkınız oluyor. Neymiş efendim, kamuya mal olmuşlarmış. Yok öyle şey. Ah ah!! Şimdi birileri de sizi çekse kamuya mal etse hoş olur mu? Gelseler sevgilinizle, karınızla sevişirken yatak odanızın açık kalmış penceresinden çekseler. Yapsalar keşke be ne güzel olur.

17 Temmuz 2010 Cumartesi

Aklıma Takılanlar


Yoktur bayağıdır yazamadık. Dünya Kupası sona erdi. Almasını hiç beklemediğim İspanya, yine almasını hiç istemediğim Hollanda'yı yenerek tarihinde ilk defa final oynadığı kupayı kaldırdı. Berbat bir maç olmasına rağmen İspanya maçı kazanmayı hak etti. İki takımında maç boyunca bir çok pozisyonu vardı ama bunu 90 dk.ya yansıtamadılar skor olarak. Bu vesileyle İspanya halkına mutluluklar dilerim. Hollanda'ya da geçmiş olsun. 3. kez finalde kaybetmek acı olsa gerek. Tabi ülkelerinde şampiyon gibi karşılandılar. İspanya hem kıta hem de dünya şampiyonluğuna ulaşarak istikrarını tekrar etti. Spora fazla yatırım yapıyorlar doğrusu.

**

Buradan Türkiye'de düzenlenecek olan Dünya Basketbol Şampiyonası'na geçelim. Biliyorsunuz ki son dünya şampiyonu ve avrupa şampiyonu İspanyadır. Yani futboldaki bu başarılarını katıldıkları son iki turnuvada basketbol düzeyinde tekrarlamışlardı. Tabi Avrupa Şampiyonası'nda gruplardan zar zor çıkıp sonra kendilerine geldiklerini de hatırlatmak gerek. Anlaşılan İspanyollar yavaş yavaş turnuva takımı olmaya başladı sanırım. Sonradan toparlanmasını iyi biliyorlar. Bu sene de basketbol da bir şeyler yapmalarını bekliyorum doğrusu fakat kadroları yaşlandı mı ne ? İzleyip göreceğiz bakalım.

**

Bambaşka bir konu ise Efe Kavak Yelleri'ne geri dönecek mi? Evet bu sorunun merakla cevabını bekliyorum. Bir senedir senaristler ağzımıza sıçtılar resmen. Nefret ettim artık. Dizi bitirseler bu kadar uyuz olmazdım. Evet arkadaşım Kavak Yelleri'ni izliyorum bir şey mi dedin. Seviyorum arkadaşım. Aslında son bir senedir sevmiyorum. Ruhsuz tatsız-tuzsuz bir dizi oldu çıktı. Son bölümde günlerdir beklediğimiz Efe geri dönecek mi sorusunun cevabını aldık. Ama hatalı söyledim. Aslında alamadık ama ortada dönen dolapların sonucunu gördük. Her şeyi Mine ayarlamış. Tam bir Ezel mantığı. Böyle oyun oynamayın arkadaşım izleyiciyle. Efe dönecek gibi palavralarla bizi ekran başına bağlamaya hakkınız yokken. Diziye yeni karakter soktunuz sanırsın ki bostan korkuluğu. Çok merak ediyorum ne olacak. Şimdi şöyle bişi var ki, Dağhan diziye döneceğini ağzından kaçırmış. Medyatava'nın yalancısıyız. Onun çekimleri Ağustos'ta başlıyormuş. Bu da demek oluyor ki en az 1 ay daha Efe'nin döneceği varsa bile diziye dönmeyecek. Şimdi komplo teorisi üreteyim azıcık. Efe dönerse ne olacak tabii ki Güven gidecek. Gideceksin ulen, adamı çileden çıkarma. Efe nasıl döner acaba diziye. Hafızasını kaybetmiş bir şekilde olabilir mi acaba? Mesela Aslı yolda giderken Efe ile karşılaşıyor. Ve Efe onu tanımıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Çok klasik, orjinallikten uzakta olsa böyle bir şey bekliyorum doğrusu. Yoksa Efe'nin 5 yıl boyunca uzakta kalmasını nasıl açıklayacaklar bilemiyorum. Yani bir sürü şey söylenebilir tabi. Yok hapse girmemek için kaçtı, saklandı falan. Yaparlar. Ama rica ediyorum Dağhan dönsün diziye. Gerçekten izleyeceğiz hepimiz. Güven'de kalsın gerekirse. Efe oyununu yapar yine. Aha kim daha kurnaz görürüz hem o zaman. Senaristler size güveniyorum zaten çakma bir dizi çekiyorsunuz bari adam gibi yapın şu işi de bizi de huzura kavuşturun. Neyse şimdilik bu konuda söyleyeceklerim bu kadar. İçim de kalmasından iyidir.

**

Son bir şey daha Ehliyet sınavından geçmişim. Şimdi haftaya direksiyon var. Onu da geçtik mi Şarköy'e gidip kitaplara, filmlere dalınabilir. Bıktım İstanbul'un sıcağından. Ben şarköy'ün sıcağını, denizini, kumunu istiyorum. Haydi hayırlısı.

6 Temmuz 2010 Salı

Aziz Nesin



Ustayı ölümünün 15. yılında saygıyla anıyorum. Keşke tanışma fırsatım olsaydı. Ne güzel olurdu. Büyük adam, büyük yazar.

Uruguay-Hollanda


Maç beklenen skorla sonuçlandı. 5 tane birbirinden güzel gol izledik. Snejder'in attığı gol ofsayt olmasaydı maç uzatmalara gidebilir ve o zaman heyecan gelebilirdi maça. Ama olmadı. 3. gol yedikten sonra Uruguay yenilgiyi kabullendi. Bence yapmamaları gerekirdi. Bunu son 3 dk. da gördük. Bir gol ne kadar önemli. Atabilirsin. Hakem düdüğü çalmadıktan sonra maç bitmemiştir. Güzel maç olmadı vesselam. Ama güzel goller izledik. İlk gol şahaneydi mesela. Kaptandan güzel bir gol. Yine Forlan ceza sahası dışından güzel bir gole imza attı. Roben'in kafa gölü de güzeldi. Bunun dışında ufak tefek pozisyonlar oldu. Bol gollü ama temposuz bir maç izledik. Gönlüm Uruguay'dan yana olmasına rağmen maçın favorisi gözümde Hollandaydı. Bunu zaten maç öncesi yazımda söylemiştim. Neyse olur böyle şeyler. Umarım İspanya ile Uruguay 3.lük maçı yapar ve en azından buna erişebilir Uruguay. Bunu hak ettiklerini düşünüyorum.

Geleceğe Dönüş hk.


Bugün Marty McFly'ın geleceğe gidiş günüymüş. Böyle bir fotoğraf ortalarda dolanıyor. Bir gazeteci bu linki paylaşmış ve hemende yayılmış. İyi bir BTTF izleyicisinin gözünden kaçmayacak bir şey aslında.

Burada o fotoyu paylaşıyorum hemen. http://twitpic.com/22xhrt

Neyse araştır ettik. Zaten 2015 yılı olduğunu tahmin ediyordum. Filmi internet üzerinden açtım ve baktım. Zaten sahne 2. filmin başında görünüyor. Marty 2015 21 Ekim'e gidiyor. Sevgilisi ve doktor ile birlikte. Bunun ardından bir arkadaş şu bağlantıyı paylaştı.

Eh!! İyi izleyeceksin arkadaş.

Maç Öncesi (Uruguay-Hollanda)

Fifa 2010 Dünya Kupası yarı-final ilk maçında gülen taraf kim olacak acaba. Şu noktaya gelen 4 takımın da iyi ve güçlü takımlar olduğunu söylemek mümkün. Bunun yanında Kupa'nın finalinede Almanya-Hollanda finalininde yakışacağını söyleyebilirim. Uruguay ve İspanya bu noktaya kısmen kendilerinde daha güçsüz takımları yenerek geldiler. Benim düşüncem böyle. Fakat Almanya ve Hollanda kupa da finale çıkması olası takımları yenerek geldiler bu noktaya. Brezilya, İngiltere, Arjantin. Bu üç takım da gözle görülür bir şekilde kupanın favorileri arasındaydı. İspanya, kendisinden kat kat güçsüz takımları yenerek bu noktaya geldi. Zorlanmasına da zorlandı fakat bir şekilde hedefe ulaşmasını bildiler. Şili maçı onlar için zor geçmedi fakat Şili iyi bir takımdı. Açık oynamasını seviyorlardı. Ben Paraguay'ı rahat geçeceklerini umarken onlar Paraguay karşısında turu biraz da şansla aldılar. Bana göre durum böyle.

Şimdi bugün ki maça gelecek olursak favorim Hollanda tabi ki fakat Uruguay'ın tur atmasını istiyorum. Turnuvanın başından beri Uruguay benim sürpriz favorilerimden biriydi. Ve bu noktaya kadar gelerek bunu da başardılar. Kupada 4. lük garanti. Güzel bir maç olacağını da umuyorum. Uruguay'ın eksikleri fazla. Suarez yok. Lugano'nun durumu kritik. Bunu dışında başka eksikleri de var. Hollanda ise hem takım savunmasına hem de hücuma önem veriyor. Zorlandıkları maçlarda bile yetenekli oyuncuları devreye girebiliyor. Zaten turnuva boyunca bütün maçlarını kazanan tek takım Hollanda. 2002 de bunu yapan Brezilya kupayı kaldırmayı başarmıştı. Bakalım Hollanda kendisi için bir ilki bu sefer gerçekleştirebilecek mi ?

Güzel bir maç dilerim. Gönlüm Uruguay'dan yana. Yapabilirler. Yine bir ele ihtiyaçları olacaktır tabi.

4 Temmuz 2010 Pazar

Next (2007)


Geleceğimizi önceden görebiliyor olsaydık, ne yapardık acaba. Her hareketimizin sonuçlarını defalarca denemek nasıl bir şey? İstediğimiz şeye ulaşana kadar o şekilde davranmak. Birazdan olabilecekler hakkında fikrimizin olması. Bir kafede gördüğümüz kadına kur yapma girişimleri. Ne yaparsak onunla tanışabiliriz. Onun adını öğrenebiliriz.

Next, filmini izleyenler bilirler. Adamımız Frank Cadillac (sahne adı) 2 dakikalık geleceğini görebiliyor. Ama sadece söz konusu Liz olduğunda daha ilerisini görebilmekte. Bütün bir şehrin kaderi kahramanımızın elinde. O ise bunlardan uzak durmak istiyor. Nükleer bir bomba saldısırı şehirdeki 8 milyon insanın hayatına mal olacak. Ama Frank buna karışmak istemiyor. Fakat Liz ile beraberken gördüğü uzak geçmişi onu, bunu yapmaya zorluyor. Yoksa Liz ölecek, belki onu sevmeyecek, FBI'ın eline düşecek. Kullanılacak. Bir kobaya dönüşecek. Ve filmin sonunda, olayların başladığı yerde buluyoruz kendimizi. Frank bizim gerçekten oluyor diye izlediğimiz şeyleri, eğer böyle yaparsam hangi sonuç ortaya çıkar düşüncesiyle görüyormuş. Saatler öncesini görüyormuş meğerse.

Sanırım geleceğimi görmek istemem. O zaman yaşamanın ne anlamı kalır ki. Her şeyi bilerek yaşamak, ya da ona göre hareket etmek. Ne yapmamız gerektiğini her zaman bilmemeliyiz bence.

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Almanya- Arjantin


Görünen köy klavuz istemez. Daha turnuvanın başında demiştim. Böyle "demiştim" demek değil amacım ama dedim sonuçta. Almanya iyi takım. Şuan gol krallığında iki tane zirvede oyuncuları var. Müller'in yarı final maçında olmayacak olması eksiklik olarak görülebilir elbette ama ben öyle düşünmüyorum. Ballack'ın da olmaması büyük kayıptı halbuki.

Almanlar, Arjantin karşısında çok erken bir golle öne geçtiler. Bu gol Almanlar için bulunmaz fırsattı. Turnuva boyunca öne geçtikleri hiç bir maçı kaybetmedi Panzerler. Zaten Sırbistan'a karşıda kaybettiler. Tabi o maç kötüydüler, 10 kişi kalmışlardı gibi şeyler söz konusu. Ama o zaman da demiştik önemsiz bir sonuç diye.


Arjantin berbat oynadı gerçekten. Arada ani çıkışları olsa da Lahm'ın dikkatli oyunu, ve Mertesaker'in defanstaki mücadelesi Tangocuların dansını engelledi. Maradona bu düzeyde bir takımı çalıştıracak kadar iyi bir antrenör değil. Bizim ülkemize gelse Akçabaat Sebatspor'un başına bile geçemez. Ama o bir Maradona ve Arjantin için bir efsane. Mourinho'dan taktik almaya devam etsin. Bence Platini gibi o da futbolun yöneticilik kısmında yer almalı. Yoksa geleceği parlak değil.



Sonuçta Almanya, Arjantin gibi üst düzey oyunculara, hele de Messi gibi bir futbol sihirbazına sahipken 4-0 galip gelmesini bildi. Bu düzeyde ki maçlarda bu kadar gol olması güzel. Grup maçları, özellikle de ilk maçlar golsüzlükten geçilmiyordu. Umarım böyle gollü maçlar izlemeye devam ederiz. Forza Almanya.

Uruguay-Gana


Yazık oldu Gana'ya ama Uruguay'ı tuttuğum için, üzülmüyorum. İlk maçının ardından ortaya koyduğu futbolla buraya kadar geleceğini tahmin etmiştim Uruguay'ın. Artık 4.lük garanti onlar için. Umarım Almanya-Uruguay finali izlemek nasip olur. Güzel maç olacaktır. Hollanda ve İspanya da 3.lük maçı yaparlar.

Burada maça bir şey daha eklemek gerekiyor ki. Suarez gol atmak dışında, kurtarmak gibi meziyetlere de sahipmiş meğerse. Adam 2 kişilik oynuyor yani. Arada kalecilik yapıyor. Elle kurtarmadan hemen önce topu çizgiden çıkardı. Resmen takımını yarı finale taşıyan adam oldu. Elbette diğerlerinin hakkını yememek gerek. İki takımda güzel maç çıkardı. Hele uzatmalarda Gana pozisyonları bulan takımdı. Ama Uruguay'ın yarı finale çıkması daha güzel oldu. Hollanda ile güzel maç yapacaklar. Uruguay Suarez ile turu geçti ama Hollanda karşısında kaybetti onu. Lugano'nun durumu da kritik değildir umarım. Zira son penaltıdan sonra seke seke sevinmek için koşturuyordu. Suarez 120. dakika da yapılması gerekeni yaptı ve takımı adına iyi bir sonuç elde etmelerini sağladı. Futbol şansı bugün Uruguay'ın yanındaydı.

1 Temmuz 2010 Perşembe

Megan Fox





Megan Fox'a bittim yahu. Transformers belki dandik falan bir film ama kadın güzel. Bir de Optimus Prime adamım benim. Büyüksün. Neyse Megan'a devam ederek diyeyim ki. Hollywood da olmak vardı be. Şu kadını bir görmek. Bir de tatlı Rêne'yi. O da benim canım. Ama bu kadın hoş. 24 yaşında yahu daha. Yok arkadaş en kısa zaman da para kazanmak gerek. Büyük bütçeli yapımlar falan. İyi giderdi. Megan'ı da alırım. Oynatırım. Görsem yeter be. Ha bir de bunların şöyle sümüklü halleri var ya. Sokakta falan basına yansıyan berbat görüntüleri. Hayret ediyorum. Bizdekiler bu kadar değil. Her yerde şık giyinir hanım ablalar. Bunlar yine saldım çayıra mevlam kayıra. Neyse bu kadın ne kadar salabilir onu da bilemiyorum elbette.