30 Nisan 2010 Cuma

Wenda/Kayıp


4 Aralık 2009'da Diyarbakır'a gittiğim de tanıdıkları görmek, onlarla 16 ay aradan sonra muhabbet etmek güzel gelmişti bana. Arada ki mesafeler samimiyeti azaltmıyor demek ki. Diyarbakır'a gidip de kaldığımız kısacık süre içerisin de dostlarımızla, abilerimizle zaman geçirmek eğlenceli ve keyifliydi. Onlarla beraber tekrar bir set ortamında buluşmanın tadı anlatılamaz. Ço ufak bir rol de olsa Ali Kemal Çınar'ın filmin de yer edinebilmiştim kendime. Ve aradan 4.5 aydan fazla bir zaman geçtikten sonra Sait Korkut, Ali Kemal Çınar ve Abdullah Yaşa'nın ortak çektikleri filmin İstanbul Galasında tekrar onlarla görüşmek az da olsa sohbet edebilmek güzeldi Wenda/Kayıp. Bu üçülünün kendilerine has hikayelerinin bir araya gelmesi. Bir birinden bağımsız fakat birbirine o denli yakın üç film. Kemal Yıldızhan (Kemal Hoca)'yı da orada görmek güzeldi. Diyarbakır'da tanıştığım Ewrahmun Baydemir de oradaydı. Kültügin Kağan, Mustafa Köksalan, Özlem Yalçınkaya bir araya geldi ve Samsun 2008 TOG günlerini hafiften yâd ettik. Şaraplarmızı içtik. Kokteyldi ya. Filmi izlerken hep bir tebessüm hakimdi yüzümde. Öncelikle kendimi gördüm film de. En kötü figüran ödüllüne layık gördüm kendimi. Sonra Serkan Çellik de film de benim gibi vardı. O sahneler çekilirken oralarda bir yerlerde olmanın verdiği haz gerçekten muhteşem. Bu yönüyle tarafsız kalmak gerçekten zor. Uyuduğum yatağı, kahvaltı ettiğim masayı gördüm. Ve öylesine sıradan bir ortam da değil. Sinemaya gönül vermiş, bu işi kendine meslek edinmiş insanların arasında hep beraber izledik bu filmi. Artvin'de tanıştığım Senem Aytaç ve Fırat Yücel de oradaydı. Fırat'tan kötü oyunculuğumu tasdikleyen sözler duymak güzeldi. Filme dair bir şey söyleyebilceğimi sanmıyorum. Bana göre ortaya bir dert anlatmaya çalışan bir film çıkarmış üç yönetmen. Ve bu dertlerini de anlattıklarını düşünüyorum. Başarılılar. Eksikleri mutlaka vardır ama ellerine sağlık. Emeği geçen herkesi tebrik ederim.

25 Nisan 2010 Pazar

Şampiyon Fenerbahçe



Fenerbahçe Şampiyon olacak mı demiştim. Ahh!! Evet demiştim. Bursaspor ve Galatasaray'ın berabere kalmasıyla, Kasımpaşa karşısında 3 puan alan Fenerbahçe liderliğe oturdu. Artık bundan sonra ipler Fenerbahçe'nin elinde. Bekle bizi Bursaspor. Haydi bakalım sevinelim.

23 Nisan 2010 Cuma

Bandista Kadıköy-Kadife de


Bu akşam saat 21.00 de Bandista konseri var Kadıköy de Kadife de. Gidelim bakalım. Bandista iyidir. Zevkle eğlenmeye, bağırmaya gidiyoruz. Fiyatlar biraz pahalı ama idare edicez artık. Nasılsa geri döner bize.

20 Nisan 2010 Salı

...

mutluluk kedinin sırtında...

19 Nisan 2010 Pazartesi

Fenerbahçe-Beşiktaş

Dün akşam ki Fenerbahçe-Beşiktaş arasındaki futbol maçına azıcık değinmek istiyorum. Maçı izleyemedim fakat özetini gördüm. Hani özet üzerinden konuşmak ne kadar doğru olur derseniz haklısınız ama en azından pozisonları dğerlendirmek mümkün. Ve söylemleri. Beşiktaş cephesi kaybetmenin de getirdiği bir hal içinde saldırıya geçtiler. Bunu Aziz Yıldırım'ında, Adnan Polat'ında yaptığını biliyoruz. O yüzden buna diyecek bir şey yok. Canı yanan en azından böyle olduğunu düşünen herkes bu yola başvuruyor. Şimdi Bilica'ya dikkat çekmek gerek maç ile ilgili. Deniliyor ki bu adam futbolcu mu ? Penaltı noktasını eşelemiş. Kabul ediyorum ki doğru bir davranış değil. Ama ben şundan yanayım öncelikle. Kazanmak için mücadele veriyor herkes. Bilica da onlardan biri. Kendisi Fenerbahçe de olmasa diğer takımlarda olsada bu böyle. Biz Fenerbahçe taraftarları da az savurmadık kendisine. Nasıl ki bugün maçtan sonra siz Guiza'ya dua edin yoksa ilk yarı bitmişti maç diyorsak. İlk yarı da ki maç da Gökhan Gönül'ün pozisyonunu görmeyen hem de maç berabere giderken bunu dikkate almayan Beşiktaşlılara sormak gerek, nerden türediniz siz böyle diye. Yok penaltıları verilmemişmiş. Hadi diyelim verilmedi. Tartışmaya açık, net bir pozisyon. Elle aldı ya da almadı. Ama orada Bobo'nun Lugano'nun eline doğru top attığını görmemek için kör olmak gerek. Ben de diyorum ki o pozisyonda Bobo sarı kart görmeliydi. Bilerek ve aksten penaltı yaptırmaya çalışmış. Hakemi aldatmaya yönelik bir hareket. Bilica'nın hareketi de penaltı. Evet, bir penaltı verilmiş. İşte o andan sonra da Beşiktaş'ın kaleye ilk tutan şutu gerçekleşmiş. Ama ne yapsın fukaralar karşılarında ligde 5 maçtır gol yemeyen bir kaleci var. Tabii bu başarıyı sadece Volkan'a atfetmek doğru olmayacaktır. Neyse efendim. Bilica sarı kart görmüştür ve haftaya oynanacak Kasımpaşa maçında cezalı duruma düşmüştür. Bakalım neler olacak göreceğiz. Sanıyorum ki Fenerbahçe bu maç da zorlanacaktır. Vederson da yok. Ama Galatasaray, Bursaspor'u rahat geçecektir. O kadar kötü bir takım ki Bursaspor bu hafta aldıkları galibiyeti gördük. Hatta Antalsaspor karşısındakini de. Yani haftaya karmaşık bir lig sıralaması olabilir. Fenerbahçe ve Bursaspor eşit puana gelebilir. Galatasaray farkı 2'ye indirebilir. Asıl bundan sonra Bursasporun işi zor. Neyse benden bu kadar. Görünen köy kılavuz istemez. Beşiktaş koca sene hiç bir şey yapmamıştır ve kendilerini 2 kupalı şampiyon olarak teselli etmişlerdir.

Emek Bizim İstanbul Bizim

Emek Bizim İstanbul Bizim

Emek Sineması yıkılıyor. Açık ve net olarak söylemem gerekiyor ki Emek sinemasını hiç sevmedim, sevemedim. Toplamda da 2-3 kere gittim oraya. Fakat Emek sinemasının yıkılıp, yerine AVM yapılması fikri bile dehşet verici. Ben Emek Sinemasının yıkılmamasına karşı çıkarken aslında Taksim'in, Beyoğlu'nun, İstiklal Caddesinin dönüşümüne karşı çıkmak için yapıyorum bunu. Emek Sinemasını yıkmak demek, oradaki esnası yok etmek demek, oraları cilalaştırıp zengin bir sınıf oluşturmak demek, halka ait kamusal alanları yok etmek demek v.s. Yeni Rüya sinemasında film izlemeye gittim geçenlerde. Lübnan adlı bir film. Yönetmen Samuel Maoz'da bizimle Emek sineması yıkılmasın diye alkış tuttu. Ve öğrendim ki Yeni Rüya Sineması da yıkılacak. Alkazaar Sineması da kapandı zaten. Geriye ne kaldı. Artık sadece sermaya sınıfının çıkarına olacak bir düzen işliyor. Bastırılıyoruz, eziliyoruz. Zaman karşı çıkma zamanıdır. Bugün Haşmet Babaoğlu tam da benim düşündüğüm gibi bir yazı yazmış. Ben de Alkazaar'dan çıkmazdım. İstiklal de en çok film izlediğim sinemadır heralde. Yazıyı paylaşıyorum.

Haşmet Babaoğlu-Mesele Sadece Emek Sineması Değil



Aşağıda da bir kaç fotoğraf paylaşayım sizinle. 10 Nisan günü Emek Sineması Yıkılmasın eylemindeydik. Özer, Nihan ve Ben. Aslında bir çok tanıdık da görmedik değil. Hoş oldu. Uzun zamandır görmediklerimizle karşılaştık. Sonrada sokağa çarşaf gerip Sultan filmini izledik.



















11 Nisan 2010 Pazar

Radyo Zımbırtı

www.radyozimbirti.org adresinden radyo yayınımıza gelebilirsiniz. bunu yazdığım sırada Serhat yayın yapıyor. Müziklerimiz iyidir. 12 kişi izleyiciye ulaştık topalmda.. Duyururum yayınları buradan..

9 Nisan 2010 Cuma

Mohsen Namjoo - Oy [Full Album] [2009].zip

Mohsen Namjoo'nun son albümünü buradan indirebilirsiniz..

8 Nisan 2010 Perşembe

unutkanlık



Önce bir şarkı paylaşayım da, keyfiniz yerine gelsin. Mohsen Namjoo'dan yeni bir albüm gelmiş. Oradan. Neyse. Sonra da keyfimden bahsedeyim. Bu arada çok dalgınım. Sürekli bir şeylerimi unutup duruyorum bir yerlerde. Şimdiye kadar kaybetmedim ama sanırım son vakanın sonucunda kaybedeğim. Sınıf da kazağımı unuttum. Pembe çizgili boyunlu bir kazak. Keyfim kaçtı yahu. Bu ne dikkatsizlik. Hep de sonradan geliyor aklıma. Yani söze bağlayalım hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan...

5 Nisan 2010 Pazartesi

mut...



mutsuz olsam mutlu olur musun ?