13 Eylül 2015 Pazar

İlişki Durumu: Karışık 10. Bölüm Yazısı: "Ayşegül’ün Gözyaşlarıyız!"


Hani zaman geçer ve özlem başlar ya, Can’ın durumu da öyle işte. İş işten geçtikten sonra Ayşegül onun için değerli olmaya başladı. Ayşegül onu her şartta severim derken, Can için durum Ayşegül’ün elinden kayıp gitmesiyle, değerlenmesine dönüştü. Öyle gözlerini açıp kapatmayla, içinden totem yapmayla gelseydi keşke… Hayat öyle değil Can Bey!

İnsan şu hayatta ne yaparsa yapsın, duygularını kontrol etmek için ne kadar kendisini zorlarsa zorlasın, o iş o kadar da kolay olmuyor. Can ne diyor, “Anlaşmamızda kalbinin bana ait olduğu yazmıyor. İş icabı evlenmiş olabiliriz ama duygularımız buna dâhil değil.” Evet, duygular dâhil değil belki ama senin haberin yok be Can! Duygular çoktan işin içine girdi bile… Ve sen Ayşegül’ün kalbinin kimin için, nasıl atacağına – ya da atmayacağına- karar veremezsin.

Açıkçası Can’ı sevmiyorum. Berk Oktay da bu konuda yalan olmasın ama başarılı bir sevimsiz âşık yarattı. Bazı hal ve hareketleri çok doğaçlama geliyor niyeyse. Ayşegül bu bölümde, geçen bölüm yapılan sözleşmenin de etkisiyle ipleri eline aldı. Hatta durumu intikam alma boyutuna taşıdı. Ayşegül ve Can arasında, olan yine Murat’a oluyor. Adam ne yapacağını şaşırdı.

Üzülme sen, gün olur devran döner!
Dedik ya gönül bir kere yola çıktığı zaman dağları deler de amacına ulaşır. Ama şu hayatta çaresi olmayan en büyük hastalıklardan birisi de “karşılıksız aşk”tır. Ayşegül’ün durumu da böyle işte. Can ona kötü davranıyor. Onun görmediği zamanlarda iç çekip, ah vah etse de neye yarar? Karşısına geçip ben Elif’e gideceğim diyor. Ayşegül’ün gözünden sonunda aktı yaşlar.

İDK Can vs. BTTF Sarhoş Amca.
Bunun dışında Can ve Ayşegül atışmalarını daha da bir sevmeye başladım. Keyifli oluyor. Her ne kadar büyük oyuncu Can’ın acınası halleri bana garip gelse de eğlenceli. Hele Ayşegül’e reklam teklifi geldiğindeki halleri daha doğrusu kurduğu hayaller! Bayağı bayağı adam kendisini ‘homeless’ hayal etti. Makyaj abartı da olsa şahane olmuş. Aklıma Shameless’ın Frank’i ve Geleceğe Dönüş izleyenler bilir oradaki sarhoş amca geldi. Tipten çok karakter olarak elbette.


Can’ın aklı çok karışıktı bu bölümde. Tam dizinin adına yaraşır şekilde. Elif’le ne yapacağını bilmiyor, Ayşegül için sofralar kuruyor, onu Murat’a kaptırmak istemiyor. Ayşegül intikam aldığına sevinemedi bile. Diline doladığı ‘büyük gün’ neydi sonunda öğrendik ama ondan bir şey çıkmaz. Biliyoruz. Can öyle kolay kolay bırakmaz. Ayrıca Ayşegül’ün tam olarak neden boşanmak istediğini anlayamadım. Bir Sezen Aksu şarkısı der ki: “Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk” 

Bu Elif bi’ garip  a dostlar!
Bekle be kızım! Her şey güzel olacak. Açıkçası Murat ve Ayşegül olurmuş gibi geliyordu ama düşündükçe ve gördükçe uzaklaşıyorum bu fikirden. Elif ise türlü oyunlar peşinde. O da ne istediğini bilmiyor. Triplerden trip beğen arkadaş! Bir de o nasıl bir beyaz tendir öyle. Hiç mi güneşlenmedin? Denize girmedin? Anlamıyor ben…

Ayşegül hikâyesini tamamladı, senaryosunu yazdı ve artık film çekilmek için hazır. Bu arada da Murat’ın oyunları giriyor devreye. Ne olacak merakla bekliyorum ancak Murat’ın neden böyle bir şey yaptığını anlamadım. Tabii bu durum Can’ın kendi silahıyla vurulması anlamına da geliyor. “Kim n’apsın senin senaryonu?” laflarından sonra Ayşegül’ün senaryosunu yazdığı filmde başrol olarak yer alması enteresan olacak.
Bak bu sefer eğlenceli oldu!
Ayşegül ve Mediha arasındaki sürtüşmelere de bayıldım. Bu sefer tam oldu yani. Reklam çekimi için işbirliği içinde olmaları eğlenceliydi. İsmail Dede’nin de cidden her şeyi bilme hali yok mu? Beni öldürecek. Geçen yazımda da söylemiştim, Can’ın babası dizinin etkisiz elemanı diye, bu bölümde kendisini hiç göremedik. Hayret doğrusu…

Can’ın duyguları olgunlaşıyor. Aslında karakter de öyle. Ayşegül’le hep bir sempatik hep bir mızmız ama doğru an geldiğinde romantik kokular da yayılmıyor değil etrafa. Üstünü örtmeler, sürpriz yapmalar, onu beklemeleri falan fena değil. Kim derdi ki Can Tekin, Ayşegül’ün yollarını gözleyecek.

Bundan sonra ne olur bilinmez. Bir koltuğa iki karpuz sığmaz derler. Can iyi düşünecek, taşınacak kararını verecek. Elif’ten ona yar olmayacağını da er geç anlayacak.

Murat yemek yemekten vakit bulsa, belki yalnız kalmazdı! 
Yalnız fark ettiniz mi bilmem ama Murat sürekli bir şeyler tıkınma peşinde. Can evde pilav-makarna yesin, adam Ayşegül’ü yemeğe çıkarmak için mi yoksa yemek yeme bahanesi olsun diye mi bilinmez sürekli tıkınıyor. Bulduğu köfteci de artık neyse? Zenginlik böyle bir şey herhalde.

Neyse bu hafta da böyleydi. Can üzdü, Ayşegül intikam almaya çalıştı. Murat kovaladı ama yine yakalayamadı. Ama helal olsun, pes edecek gibi değil. Elif kendi halinde takıldı. Mediha her zamanki gibiydi. Biraz romantik biraz eğlenceliydi. Haftaya görüşmek üzere…

bu yazı daha önce ekranella.com'da yayınlanmıştır.

7 Eylül 2015 Pazartesi

İlişki Durumu: Karışık 9. Bölüm Yazısı: "120+1 Maddelik Evlilik!"


Sorumluluk almak zor iştir. Hele de gönülden gelmiyorsa hiç çekilmez. Evlilik de böyle işte!