19 Ekim 2007 Cuma

Bugünden...Dün'e




Bugünden. Dün'e

Dündü. Konuşmuştuk. Sessiz gibiydi. Bugün gibi daha uyumadığımdandır. İki olgun insan gibi. Biziz onlar. O ve ben. Sonuç yok, herşey aynı. Birşey var, var gibi ya da varmış gibi. Bakalım var mı? -Yarın olur belki. Bir ikilem ve iki kişi... Karşılıksızlık yine, her zaman olduğu gibi. Bu gibiler öldürecek beni. Ya sonrası, nerden bileyim... Herşeyi söylemenin verdiği rahatlık. Sahte bir keyif işte. Kalpazanlık gibi.. Ne oldu, nasıl oldu hala bilmiyorum. Unuttum mu? -Yok hala aklımda. Unutmalı mıyım? - Bilmiyorum, kalsın şimdi... Oyun oynayacağız. Biz arkadaşız. Bence iyi arkadaş olur benden. İyi söz dinlerim... Dinledim sanki. Sözlere uyma zorunluğu hissetmem.. Söz vermediysem. Zorunda değilim ki... Bu benim, sen sensin. Ama sen sensizliği bilemezsin, çünkü sen hep senlesin. Aaa, hoş oldu gibi. Yine gibi. Hoş olmadı o zaman. Neyse geç bunları. Bişi olursa söylerim ben sana. Hadiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii.

HOŞÇAKAL 18.10.2007

13 Eylül 2007 Perşembe

Anı Yaşamak/ Carpe Diem





Geçen gün Ölü Ozanlar Derneği filmini izledim. Film eski bir yapıt belli ama o kadar güzeldi ki. Ana teması "anı yaşa" ydı. Anı yaşamak lazım. Bazen en kötü sonuçlara gebe olacağını bile bile. İçimizden gelen neyse. O anda elimizin altındaysa yapmak. Filmin bir bölümün de bir çocuk adı Knox, ilk defa gördüğü bir kıza aşık oldu ve sonrası geldi. İlk görüşte aşk, artık vazgeçemezdi. Önce kızı bir başkasıyla gördü umudu kırıldı. Sonra anı yaşa dedi, kendine. Gitti aradı sadece bir kere görüşmüştüler ama kız onu hatırlamış ve evindeki partiye davet etmişti. yalnız basşına gitti partiye. Bütün gece de yalnızdı. Bir an umudunu kaybettiği bir anda biraz da içkinin etkisiyle gitti kanepeye mutsuz bir şekilde oturdu. Oradaki herkes nasıl da eğleniyorlardı. Bir an başını çevirdi ve kanepenin ucunda o uyuyordu. Kızın adı Chris'ti. Chris oradaydı, dizlerinin dibinde heyecanlandı, ne yapacağını bilemedi. Onu öpmek istedi, çok güzeldi, sarışın Chris. Eğildi öpmek için önce sonra çekti kendisini. Ve tekrar anı yaşamalısın dedi, kendine; eğildi ve öptü onu. Chris'in sevgilisi bunu gördü ve Knox'un üzerine fırladı, onu yumrukladı. Ama buna değerdi. Ondan bu kadar kolay vazgeçmeye hiç niyeti yoktu. Birgün Chris'in okuluna gitti elinde bir demet çiçek ve ona yazdığı şiir vardı. Chris onu kenara çekti ve eğer sevgilisinin onu görürse öldreceğini ve bir daha gelmemesini söyledi. Knox, çılgın çocuk; Chris'in sınıfa girmesiyle beraber o da peşinden gitti ve yüzlerini ilk defa gördüğü onca insan arasında ona yazdığı şiiri okudu. Akşam arkadaşlarıyla birlikte tiyatroya gitmek üzereyken, Chris onunla konuşmak için gelmişti. Chris onun bugün yaptığı davranış için ona kızgındı. Kendisini küçük düşürdüğünü söyledi, bunu sevgilisinin öğrendiğini ve onu sadece Knox'u öldürmemesi için sakinleştirdiğini söyledi. Knox'un vazgeçmeye hiç niyeti yoktu. Chris ona o an ona verebileceği en az değeri verdiğini söyledi. Knox'ta bu yüzden mi burada olduğunu söyledi. Chris'i akşam ki tiyatroya davet etti. Chris bunun olamayacağını söyledi ona, Knox ona eğer onunla gelirse ve ondan hoşlanmazsa bir daha onun peşinde dolaşmayacağını ve peşini bırakacağını söyledi. Chris bunu kabul etti ve beraber tiyatroya gittiler. Bir an Knox elini Chris'in eline uzattı ve tuttu. Knox belki de bunu hiç unutmayacaktı daha sonra aralarında ne oldu bilmiorum ama bazen kaybetmekte olsa sonunda birşeyi yapmak gerekiyor sanırım. Anı yaşamak (Carpe Diem), o an işte elimize o kadar fırsatı sunmayan o anlar ve onu yaşaması, hayatta herkese anı yaşamasını sağlayacağı anlar ve cesaret dileğiyle.




Hoşçakal 13.09.2007

2 Eylül 2007 Pazar

Öylesine...

Şimdi Şarköy'deyim. Bir kaç gün sonra ayrılacağım. Evet ayrılık ama kavuşma da aslında arkadaşlarıma, dostlarıma, yaşanacak akıldan silinmeyecek yeni hatıralara kavuşacağım. Sizleri özledim arkadaşlarım. Sizinle yaşanacak çok şey, yapılacak çok şey var. Umarım mutluluğu da, hüznü de beraber yaşarız.

Şarköy'ün dalgalı ve rüzgarlı denizi bil ki seni de özleyeceğim. Seneye 20 yaşımda görüşmek üzere yavaşa yavaş...

HOŞÇAKAL 02.09.2007

1 Eylül 2007 Cumartesi

Ayrılığa mı? Kavuşmaya mı?


Tam üç ay olmuş birşeylerden ve birilerinden kopalı.. Bugün 1 Eylül, tam üç ay.. Birşeyleri geride bıraktım, düşündüm durdum.. Bu sabah öylesine birgüne uyandım yine de işte sıradan bir cumartesi ve o elem şarkı ya da şiir aklımın bir köşesinden geçiyor her cumartesi olduğu gibi..


Dükkandayım şuan ve Ahmet Kaya'dan Yakamoz çalıyor. Semih yarın gidiyormuş. Çarşamba Cenk gidecekmiş İstanbul'a ve sonra da cuma günü Reşat gidecek. Şarköy'de yalnızlık arkadaşlarımız dostlarımız gidiyor. Erkan'ına da askere yolladık bir hafta önce... Yavaşa yavaş bazı şeylerin sırası da bize geliyor, bana yani... Ondan bir kaç gün sonra da ben İstanbul yolcusu olacağım. İnsan arkadaşlarını özlüyor ne kadar yeni tanışmış olsakta. Barış,Sezgin ve Özer ile yaşanacak çok yurt anısı var sanırım ya da daha çok batak oynayacağız..


Şarköy hey gidi Şarköy, ayrılığımız yaklaşıyor ve ben seni bütün sıkıntına rağmen özleyeceğim yine de...




HOŞÇAKAL 01.09.2007




26 Ağustos 2007 Pazar

dert benim ki...

Dert benim ki... Sensizliğin derdi ve sürekli seni düşünmenin derdi. Yokluğun yakar benliğimi, hayalin hep gözümün önünde. Bir an çıksan diye düşünürümde aklımdan,bir an bile çıkaramam aklımdan. Nasıl anlatacağım sana seni sevdiğimi. Sen yokken kanadı kırılmış bir kuş gibi uçamaz, emziği ağzından alınmış bir çocuk gibi ağlar olurum. Düşünceler boğazına her an birşeyler düğümler mi insanın? Sanırım evet. Yine düğüm düğüm boğazım. Yalnız olsam ağlarım. Sen görmüyorsun ama gözyaşlarımı çok iyi saklarım. Sen hiç göremezsin benim ağladığımı. İçin için ağlarım, sen yokken ağlarım. Öyle dik durduğuma bakma bende ağlamasını bilirim. Saklarım gözyaşlarımı,acımasın kimse bana, acınmak istemem. Şarkıda da şöyle der; "yalnız dikkat acımayın, acınmak canımı en çok acıtandır" çok seviyorsan çok ağlarsın. Çok ağlıyorum. Ve hiç suçun yok sevilmeyi hakediosun. Özledim. Şimdi tek yaptığım doya doya bakayım dediğim anları düşünmek, bir kaç fotoğrafa bakmak. Biraz değiştirerek söyleyeyim; sana beni sev demeyeceğim ama sen beni yine de sev.
HOŞÇAKAL 06.2007